Bütün Eskişehir gibi, EskisehirHaber.com çalışanları da neredeyse sabah-akşam Kalabak Su’daki gelişmeleri takip ediyor ve konuşuyoruz. Dün gece, ortağım İbrahim Gültekin, sitemizin whatsapp grubuna, ESKİ’nin 2018 yılında damacana satın alım ihalesi yapmadığını yazıp nedenini sorunca, Murat Atikel ile birlikte yaklaşık 2 saatlik bir yazışma ve çalışma süreci yaşadık ve neler fark ettik neler…
Bu konuya döneceğim, ama önce bazı aklıevveller, “Sen bir yıldan fazla oldu, evine, arıtma taktırdın. Sana ne Kalabak Su’dan” diyor, bu konuda bir iki kelam edeyim…
Öncelikle belirtmeliyim ki, ben gazeteciyim. Gazetecilik, sorun kendinin olmasa bile sorun sahipleriyle birlikte dertlenmektir. Ayrıca, çayda ya da yemekte kullanmıyoruz, ama son krize kadar hâlâ Kalabak Su içiyorduk ailecek. Artık bulamıyoruz maalesef…
Ayrıca, Kalabak Su, Eskişehir için belki de Eskişehirspor’dan sonra en önemli markadır ve aslında çok daha hayatidir. Şehir dışında yaşayıp da Yılmaz Büyükerşen’i sonsuza kadar “Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı” olarak görmek isteyen bazı kişiler, “Ne var canım, o suyu bulamıyorsanız, siz de başka marka su için” diyorlar terbiyesizce! Kalabak suyun bizim için ne anlama geldiğini bilmeden, önemsemeden. Zaten ne zaman Eskişehir’i önemsediler ki, varsa Büyükerşen yoksa Büyükerşen!
Bu konuda yazılmış iki güzel yazı var. Biri bizim sitemizde Sinan Gürsoy’un yazdığı “Damacana meselesi” yazısı, diğerini de Pınar Turhanoğlu Gücüyener yazdı. Meraklıları okursa faydalanacaklarını düşünüyorum…
Kalabak Su, Eskişehir ve Eskişehirliler için hayati bir meseledir. Eskişehirli olmayanlar bunu bilmez, anlamaz. Bu yüzden de lütfen bu konuda konuşmasınlar bir zahmet!
Bu şehirde 500 binden fazla insan her gün mutlaka Kalabak Su içer, çayını demler, yemek yaparken kullanır. Kimi evinde, kimi iş yerinde mutlaka, ama mutlaka Kalabak Su ile haşır neşir olur…
Bizim için biraz da “şehir milliyetçiliğidir” Kalabak Su…

***

Şimdi gelelim Murat Atikel ile çalışmamıza…
Eskişehir Su ve Kanalizasyon İdaresi, Kalabak Su için, hemen her yıl, damacana, kapak, sepet ve güvenlik bandı ihalesi yapıyor…
Aslında keşke bu suyu, tek kullanımlık pet damacana ya da cam damacanalarda satsa!
Öylesi çok daha sağlıklı ve tabii ki güvenli…
Eskişehirliler aslında sağlıklı şekilde elde ettiği Kalabak Su’yu içmeyi çok, ama çok hak ediyor. Beri yandan maalesef Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Kalabak Su’dan kâr edip para kazanmayı, Eskişehirlilerin sağlına tercih ediyor. Hem de yıllardır…
Bundan yaklaşık 15 gün önce İhlas Haber Ajansı bir haber yaptı. Kalabak Su’yu satın aldığımız damacanaların 14 yıllık olduğunu söyledi. Bizim Murat Atikel, bu haber üzerine bir araştırma yaptı ve haberde bahsedilen tarihin, damacanaları üreten firmanın aldığı ruhsat tarihi olduğunu, ancak evindeki damacananın, 14 yıllık olmasa da 10 yıllık olduğunu ve damacana üzerindeki üretim tarihinin nasıl okunması gerektiğini anlatan bir yazı yazdı. İsteyenler bu yazıyı bir kez daha okuyabilir…
Hepinizin bildiği gibi pet damacanalar sağlıklı değil. Aslında çabuk tüketilir ve tek kullanımlık olurlarsa sağlığa o kadar da zarar vermiyorlar, ancak iş damacanaya gelince iş değişiyor…
Bu konuda hem Avrupa Birliği’nden gelen hem de ülkemizin belirlediği standartlar mevcut. Damacanaların nasıl üretileceği ve ne kadar süre ile kullanılabileceği zaman zaman değişmekle birlikte belli standartlara oturtulmuş durumda.
Örneğin, ‘75 dolum ve 3 yıl’ olan kullanım süresi, 2016 yılında yapılan bir düzenlemeyle, ‘75 dolum ve 5 yıl’ oldu…
İşte, Eskişehir Büyükşehir’e bağlı ESKİ, Kalabak Su satarken bu türden yönetmeliklere uymuyormuş, bu durum ortaya çıktı ne yazık ki…
Yine Murat Atikel ortaya çıkardı ki, Sağlık Bakanlığı bu durumu öğrenince Kalabak Su tesislerine bir baskın düzenledi ve son kullanma tarihi geçmiş damacanaların imha edilmesini istedi.
Fırtına o günden sonra koptu…
Şimdi, her gün Kalabak Su içmeye alışmış, 500 binden fazla Eskişehirli ya su kuyruklarında ya da başka markaya geçmiş durumda…

***

Bütün bunlar yaşanırken, sosyal medya inledi adeta…
Eskişehir’deki konvansiyonel basın konu ile hiç ilgilenmeyince tepkiler daha da arttı. Taa ki Yılmaz Büyükerşen’e yandaş gazeteciler, “Yılmaz hoca tatilden döner dönmez Kalabak sıkıntısına müdahale etti ve ESKİ Genel Müdürü’nü görevden aldı” diye tweet atana kadar…
Konuya, tıpkı “Yılmaz hocaları gibi” o kadar uzaklar ki, bugün bir gazete, “Müdür görevden alındı, ama kuyruk hâlâ devam ediyor” diye başlık atmış iyi mi…
Sanki müdür gidince sıkıntı bitecekti!..
Sadece Yılmaz Büyükerşen yandaşı ya da hayranı gazeteciler konuya uzak değilmiş anlaşılan! Yılmaz Büyükerşen yazlığında ya da yatında dinlenirken, yönetmekle yükümlü olduğu şehrinin 15 gündür susuzluktan kuruduğunu bilmiyormuş ve tatilden döner dönmez ‘konuya müdahale’ edivermiş iyi mi!
Bu konuda tweet atınca bir gerizekalı, salak ve aptal şöyle yazmış: “Ne yani belediye başkanları tatil yapamaz mı?”
Ülkemi seviyorum, canımı veririm, ama bu ülkede böyle kafadaki insanlarla birlikte yaşıyor olmak çok gücüme gidiyor!
Belediye başkanı tabii ki tatil yapacak, ama yönettiği şehirde olağanüstü bir durum yaşanırsa tatilini yarıda kesmese bile telefonla dahi olsa soruna müdahale edecek, etmeli!
Ama yoook…
Biz, belediye başkanlarını hizmet için değil de sadece siyasi saiklere göre seçersek hem başımıza bunlar gelir hem de “ne yani belediye başkanları tatil yapmasın mı” diyen salakların verdiği oylarla seçilen kişiler, bizim hem sağlığımızla hem de huzurumuzla oynar ve üstüne bir de dalga geçer!
Neyse Yılmaz Büyükerşen şehre teşrif etti, Genel Müdür Suat Balcı’yı görevden aldı, ama sorun hâlâ bitmedi!
Bitmeyecek ve daha bir süre de devam edecek maalesef…

***

Bakın…
ESKİ Genel Müdürlüğü, şu kadar damacana almış:
2011 yılında 150 bin…
2012 yılında 100 bin…
2013 yılında 60 bin…
2014 yılında almamış…
2015 yılında 100 bin…
2016 yılında 200 bin…
2017 yılında 100 bin…
2018 yılında almamış…
2019 Nisan’da 200 bin…
Bu yıl, yani 2020’nin temmuz ayında 200 binlik bir ihale yaptı, ama henüz bu damacanaları teslim almadı.
Yine Murat Atikel’den öğrendik ki, ayda 16 bin 500 tane olmak üzere neredeyse 1,5 yılda gelecek bu damacanalar…
Buraya kadar olan kısım hakkında biraz konuşalım şimdi!
Öncelikle sizin de dikkatinizi çekmiştir, ESKİ, ne zaman yerel seçim varsa damacana almıyor…
Aklıma iki ihtimal geldi…
Ya damacanalar için harcanacak para seçim için saklanıyor ya da seçim kaybedilirse “benden sonra gelene tufan kalsın” mantığı devreye giriyor…
2013 ve 2014’te alınan damacana sayısı 60 bin…
2018 ve 2019’un nisan ayına kadar alınan damacana sayısı 0…
ESKİ’nin elinde Sağlık Bakanlığı’nın baskınına kadar 910 bin damacana var demek ki. Baskından sonra en az 410 bin damacana imha için ayrıldıysa kaldı 500 bin damacana…
İşte son günlerde yaşadığımız sıkıntının temel noktası bu!
Koca bir şehrin su ihtiyacını 500 bin damacana ile çözemezsiniz.
Zira su sıkıntısı yaşandığı için bir şekilde Kalabak Su’ya ulaşan vatandaş 10, 15 damacana alıyor ve evinde, işyerinde muhafaza ediyor. İnsanlar suya her zaman ulaşabileceğine güvenirse az sayıda damacana ile gününü geçirir.
Bir de Özgür Tıkız’ın gündeme getirdiği konu var: Neden sadece bir tek firmadan satın alınıyor damacana?
Diyorlar ki: “12 litrelik damacanayı Türkiye’de sadece bir tek fabrika üretiyor ve mecburuz oradan almaya!”
Diyelim ki öyle…
Siz, her yıl 250 bin damacana alsanız ve bunu duyursanız belki başka başka firmalar da üretir bu litredeki damacanayı…
Evet, şimdi konunun can alıcı kısmına geldik: Yılda en az 250 bin damacana!

***

ESKİ, son 9 yılda, 910 bin damacana almış, yani yılda ortalama 100 bin damacana.
Oysa 5 yaşını aşmış damacanaların imha edilmesi gerekir…
2016’dan önce bu süre 3 yıl, ama haydi biz hesaplamayı 5 yıl üzerinden yapalım…
ESKİ yaz aylarında 75-80 bin damacana satıyor günde. Kış aylarında bu sayı zaman zaman 40 binlere düşüyor. Günlük ortalama 60 bin desek…
Her yıl yaklaşık 22 milyon damacana Kalabak Su satılıyor…
İsmi bende saklı uzmanlarla konuştum, hesap yaptım, bir damacananın 75 dolumu 5 yılda tamamlaması için 25 günde bir doldurulması gerekiyor…
Bu hesapla bir damacananın yılda 14-15 kez dolması gerekiyor…
Bu hesapla 22 milyon damacana satan bir kuruma yaklaşık 1 milyon damacana lazım ki, damacanadaki 5 yıl kullanma ömrünü geçerli sayalım. Ya da daha az damacana, ancak daha kısa ‘son kullanma tarihi’ demek oluyor…
ESKİ’nin elinde şu anda yasal süreyi doldurmadığını ‘düşündüğümüz’ kaç damacana var?
500 bin!
Yani ESKİ’nin, hemen, derhal, mutlaka 500 bin damacana satın alması lazım. Hemen!
Yılda sadece Kalabak Su’dan 110-120 milyon lira net kazanç elde eden bir kurum, peki bizim sağlığımızı kaç lira için riske ediyor?
Elinde en az kaç damacana olması lazım?
Günü geçmiş damacanalardan su için yüz binlerce kişiden kaçı, yıllar içinde kanser oldu ya da sağlığı bozuldu?
Yine ismi bende saklı bir uzman diyor ki, “ESKİ, elinde 1 milyon damacana bulundursa ve her yıl bu damacanalar için 3-4 milyon lira harcasa, hiçbirimizin sağlığıyla oynamamış olur…”
ESKİ bu yıl yaptığı ihalede 200 bin damacana aldı, henüz teslim almadı, ama satın aldı…
3 milyon 200 bin lira ödeyecek bunlara. Yani tanesi 16 lira…
Yılda, bizlerden 150 milyon liraya yakın para kazanan kurum, bizlerin sağlığı için yıllık 3-4 milyon liralık harcamayı çok görüyor. Hem de seçim zamanlarında hiç mi hiç harcamıyor…
ESKİ, yani Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, damacanalar için bu parayı harcamıyor…
Peki, neyi harcıyor?
Bizim sağlığımızı, bizim geleceğimizi harcıyor…
Sonra da diyorlar ki: “Yılmaz hocamız tatilden geldi, soruna şak diye el attı, müdürü kovdu, bitti, gitti, haydi eller havaya…”
Yılmaz Büyükerşen, son 10 yıldır, Eskişehirlilerin, Kalabak Su kullanan 500 binden fazla kişinin sağlığını hiç düşünmemiş, umursamamış, dertlenmemiş…
Tatil dönüşü gelmiş ve müdürü kovmuş!
Eeee adam daha ne yapsın, bak, istifa müessesesini hayata geçirmiş, karşı taraf olsaymış kimse istifa etmezmiş…
Hangi karşı taraf?
Kanserin mi karşısı, benim sağlığımın, kızımın geleceğinin mi karşısı!