Şehirlerin yerleşmiş algıları vardır. Konya deyince Mevlana gelir mesela. Eskişehir deyince de öğrenci ilk akla gelen algıdır. Eskişehir Teknik Üniversite’sinin de kurulması ile üç büyük devlet üniversitesine sahip bir şehir olduk.

  Türk Dünyası Kültür Başkenti olduk.2019 da da eğitim başkenti oluyoruz. Öğrenci kenti Eskişehir’i Eğitim ve Kültür Başkent’ine çevirmek için neler yapmalıyız?

 Üniversite sadece teknoloji geliştiren ve öğreten bir yer midir?

  Yoksa insanlığın ve düşüncenin özgürce gelişebilmesi için oluşturulan bilim, kültür ve eğitim sahası mıdır?

  Ya da şöyle bir soru: - En yüksek teknolojiye sahip ama felsefe, tarih, sosyoloji, ilahiyat , sanat gibi konularla hiç uğraşmayan bir toplum olabilir mi?

 Büyük teknoloji firmaları en çok yazılımcı mı istihdam eder yoksa sosyal çalışmacı mı?

  Sözün özü; Eskişehir’de bence büyük bir sosyal bilimler üniversitesi’ne ihtiyacımız var.

 İlahiyat, felsefe, sosyoloji,tarih, edebiyat... konularında Türk Dünyası Eğitim ve Kültür Başkenti olmanın ana yollarından biri de bence budur.

  Binlerce yıllık tarihin odağında, toplumsal ve coğrafi altyapısı gayet uygun konumdayız.

 Yunus Emre, Nasreddin Hoca gibi üzerine kürsüler kurulması gereken cihanşümul değerlere sahibiz.

  Eskişehir’i sınırsız eğlence ve özgürlüğün olduğu öğrenci kentinden , sınırsız düşünce, kültür ve eğitimin olduğu gerçek bir üniversite kentine dönüştürmeliyiz.

 Ve bunun için korkunç yatırımlar yapmaya,labaratuarlar, atelyeler kurmaya filan da gerek yok. Niyet ettikten sonra gerisini getirmek kolay.

  Yunus Emre Uluslararası İçtimai İlimler Üniversitesi: “ tüm dünyanın referans alacağı bir ilim ve kültür merkezi”

 Karar verip niyet ettikten sonra neden yapamayalım ki?

  Gayret bizden, tevfik Allah cc dan.

- - - - - - -