banner251

İktidar Bürokratı, Bürokrat Muhalefeti mi Atıyor?

Ne yazık ki başlıktaki sorunun cevabının “evet” olduğu bir sürü olaya şahit oluyoruz son dönemlerde.

ESKİŞEHİR HABER 10.05.2021, 15:28 10.05.2021, 12:04
İktidar Bürokratı, Bürokrat Muhalefeti mi Atıyor?

Eskişehir’de bir üniversite 2018 yılında kuruluyor. Eskişehir milletvekili eski bakanımız son ana dosyasını yetiştirip, kararın içine bin bir zahmetle aldırıyor bu üniversiteyi. Üniversite Anadolu Üniversitesinin 2 Eylül yerleşkesi bölünerek içerisinde mühendislik fakülteleri ağırlıklı olduğundan teknik üniversite oluyor. Başlarda Anadolu üniversitesinin o dönemki rektörü Naci Gündoğan her iki üniversiteye rektörlük ediyor. Naci Bey görevden alınıp yerine Şafak Bey atanınca aynı dönemde, Tuncay hanım da rektör olarak Eskişehir Teknik Üniversitesine rektör olarak atanıyor. Naci Bey döneminde çözülmesi gereken ancak yeniden rektör atandığım gün çözerim diye bekletilen problemler öylece ortada kalıyor. Basit bir problemlerin sonraya ertelenmesi, personel aktarımının gerektiği gibi yapılmamış olması, gelirlerin, arazilerin gerektiği gibi paylaştırılmamış olması sonrasında birçok krizi de beraberinde getiriyor. Şafak bey döneminde de mantık ve kanunlar çerçevesinde çözülmeyen sorunlar ne yazık ki şehirde gündem oluşturacak bir üniversiteyi baştan çıkmaların içine sokuyor.

Buraya kadar işin tarihçesi ve sorunların başlangıcından bahsettik, sonrasında olanlar ise daha ilginçleşiyor. Üniversitenin ilk akademik açılışına üniversitenin kuruluşunda büyük emek sarf eden eski bakanımız ve milletvekilimiz Nabi Avcı da katılıyor. Karşılanmıyor ve konuşması için kürsüye davet edilmediği gibi, rektör dâhil hiçbir konuşmacı tarafından kendisine teşekkür dahi edilmeyerek bir nezaketsizlik örneği sergileniyor. Nabi beyin de programı terk ettiğinden bahsediliyor. İki bakanlık görevinde bulunmuş, şehirde ve Ak partide tartışılmaz bir yere sahip ve akademik bir unvan sahibi birine yapılan yanlış bir eksiklik mi yoksa kasıt mıdır? Yazının devamında kararı siz verin.

Üniversitenin kuruluşunda genel sekreter ataması yapılıyor. O dönem de Doç. Dr Ömer Karaoğlu kendi twitter hesabında Eskişehir Teknik Üniversitesi Genel Sekreterliğine görevlendirilen Prof. Dr. Zafer demir için aşağıdaki ifadeleri kullanıyor.

Zafer Demir 1194-2010 arasında Sakarya Üniversitesinde Genel Sekreterlik görevini üstleniyor. Sonra Anadolu üniversitesinde öğretim görevlisi olarak göreve başlıyor. Teknik Üniversitenin kurulması ile 28 Şubatta sabıkası olduğu iddiasına rağmen genel sekreterlik koltuğuna oturtuluyor. Basında çıkan haberlerin etkisi ile Koltuğa oturttuğu beyi rektör hanım kaldırıyor ve yerine Anadolu Üniversitesinde istenmediği söylenen o dönem görevden alınacağı konuşulan Menderes Ünal oturtuluyor. Bu isimle ilgili de 28 Şubat döneminde görev aldığı açık öğretim sınavlarında başörtülü öğrencilere zorluk çıkardığı iddialar arasında ve buna şahit olan halen görevli olan öğretim görevlileri de bulunmakta.

Genel sekreterlik defterini bu şekilde kapatan rektör hanım genel sekreter yardımcılığında ayrılan Süleyman Ekşi’nin yerine bu sefer Suat Yalnızoğlu’nu getirmek için çalışmalara başlıyor. Kimdir Suat Yalnızoğlu? Tepebaşı Belediyesi Bilgi İşlem Müdürü ve Ahmet Ataç’ın bir dönem özel kalemliğini yapmış birisi. Ak Parti il başkanı olaya müdahil oluyor ve yazısı yazılmış tüm işleri bitmiş atamayı durduruyor.

Yine Ak Parti il başkanının müdahalesi ile şube müdürü yapılacakken durdurulan Murat Kaya var. Ak parti tarafından bürokrat olarak atanan bir rektörün imzasıyla cumhurbaşkanına ve Ak Partiye hakaret eden bir kişi hülle yoluyla şube müdürü yapılmaya çalışılıyor ama engelleniyor. Oradan kadrosu istatistikçiye çevriliyor. Bu arada hülle yoluyla birkaç kişi daha önce enstitü sekreterliğine oradan şube müdürlüğüne atanıyor. Hülle yoluyla şube müdürü atamak kanunen suç olmakla birlikte, ataması yapılan isimlerde kime yakınlık aranıyor burası da ayrı bir muamma. Bunlarla ilgili Sayıştay çalışma başlatıp kuruma geliyor belgeleri topluyor. Sayıştay’ın bu incelemesinden ne sonuçlar çıkacak bunu da izleyip göreceğiz.

Daha öncede köşemizde yazmıştık, bir özet geçecek olursak, rektör hanım üniversitelerin teşkilat yapısında bulunmayan bir birim oluşturuyor. Bu birim Öğrenci Dekanlığı. Bu dekanlıkta bulunan hocamız tamda Boğaziçi Üniversitesinin olaylarının olduğu zamanda internet ortamında yaptığı bir toplantı da Boğaziçi ekolü diye bir ekolden bahsedip, övgüler dizerek burada da aynı ekolün oluşturulması gerektiğini savunuyor. Tabi bunlar bize ulaşan iddialardı ve bunları iddia olarak yazmıştık. Rektör yardımcısı ile görüştüğümüzde, adı geçen dekanın bu konuşmasında art aramamak gerektiği, bunları dile getirdiği ancak amacının Boğaziçi Üniversitesinde cereyan eden olayları övmek olmadığını söylemişti. Bizde örnek olarak Boğaziçi Üniversitesinin bu dönemde dile getirmenin yanlışlığından bahsetmiştik.

Yine daha önce köşemize taşıdığımız şeylerden bir tanesi de rektör hanımın oluşturduğu üniversite dış danışma kurulu idi. Dış danışma kurulundaki isimler arasındaki iki isim hayli dikkatimizi çekmişti. Bir tanesi Engin Ataç. Prof. Dr. Engin Ataç CHP’li Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç’ın ağabeyi ve 1997 ve 2001 de iki dönem Anadolu Üniversitesi rektörlüğünü yapmış bir isim. 16 Temmuz 2005 tarihinde Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından Yükseköğretim Kurulu üyeliğine seçiliyor. 2008 de YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan'ın rektörlere bir yazı göndererek inanç özgürlüğünün önünü açmak adına başörtüsü yasağını kaldırın deniliyor. Hemen akabinde karşı bir bildiri niteliğinde, içlerinde Eskişehir Teknik Üniversitesinin danışma kurulu üyeliğini yapan Prof. Dr. Engin Ataç’ın da olduğu 9 YÖK üyesinin, imzasıyla ''YÖK Üyelerinden Kamuoyuna'' başlıklı yazılı bir açıklama yayınlanıyor ve özetle şöyle deniyor.

“Anayasa'nın 10. ve 42. maddelerinde yapılan bu değişiklikler, Türk Anayasa Mahkemesi'nin içtihadıyla oluşan ve AİHM'in de sözleşmeye uygun bulduğu mevcut hukuki durumu ortadan kaldırdığı şeklinde yorumlanamaz. Aksine yorum ve değerlendirmeler Anayasa'nın teklif dahi edilmeyen hukuk devleti ve laiklik ilkesine açıkça aykırı düşecektir.

Bu nedenle, Anayasa değişikliğinden sonra da yükseköğretim kurumlarında kılık kıyafetle ilgili olarak uyulması ve uygulanması gereken hukuki statü, mahkeme kararlarına dayanarak oluşturulan mevcut hukuki durumdur. Mahkeme kararlarına uymak Anayasal ve yasal bir zorunluluk olup, 'Konusu suç teşkil eden emri hiçbir surette yerine getirmemek' de Anayasa'nın 137. maddesinin amir hükmü gereğidir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.'' Bugünkü emekli generaller bildiri gibi bir bildiri ile ayar verilmeye çalışılıyor hem dönemin hükümetine, hem de YÖK başkanına.

Bir diğer Danışma Kurulu Üyesi ise Prof. Dr. Gülsüm Sağlamer. 1996-2004 yıllarında İTÜ rektörlüğü görevini yürüten Gülsüm hanımın 2014 yılında CHP den belediye başkan adayı olması basına ve bazı tweetlere yansıdığı dikkatimizi çekiyor.


Adaylığı yok ama bunlar o dönemde basına ve sosyal medyaya yansıyan bazı haberler. Bunun dışında yine Gülsüm Hanım, 2020 yılında Eskişehir büyükşehir belediye başkanı Yılmaz Büyükerşen’e içlerinde Kemal Gürüz’ün Engin Ataç’ın da olduğu 44 eski rektörle birlikte “Onursal Belge” veriliyor. 1999 da basına yansıyan “Rektörlerden Türban Muhtırası” başlıklı habere göre imzalayan rektörler arasında yine Gülsüm hanımın adı var. 2003 yılında Denizli’de yapılan rektörler komitesi toplantısında dönemin YÖK başkanı Kemal Gürüz üniversiteler medrese değil diyerek hükümeti eleştirirken aynı toplantıda Gülsüm Sağlamer söz almış “dünyadaki üniversitelerin bilim alanında kendileri ile yarıştığını, Türkiye'de ise bilimin yolunun kapatılmaya çalışıldığını belirterek, ``Bilime darbe vurulmasın” ifadeleri bulunduğu basına yansımıştır. Velhasıl yıllarca bilim yerine, siyasi argüman üretmiş bu iki dış danışma kurulu üyesi hocamız, Eskişehir Teknik Üniversitesinde siyasi mi yoksa bilimsel danışmanlık mı yapacaklar veya yapıyorlar merak ediyoruz.

Yine Tuncay Hanım Kurumsal Gelişim ve Planlama Direktörlüğü adı altında bir birim oluşturuyor üniversitede ve buranın başına daha önceden Mühendislik fakültesinde dekanlığı sırasında beraber çalıştığı ve emekliye ayrılmış olan bir hanım efendiyi getiriyor. Bir süre hizmet alımı yoluyla istihdam ediyor ve daha sonra Sivil Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesinde kullanılması gereken istisnai bir mühendis kadrosunu bu bayana veriyor. Verilen kadronun verilme biçimi hariç çalışacağı kişileri seçmesi normal. Ancak yine işin içinden bir CHP hayranlığı çıkıyor. Bu göreve başlatılan hanım efendi, 2017 yılında, MİT tırlarına FETÖ kumpasının ardından olayla bağlantısı olduğu iddiasıyla tutuklanan Enis Berberoğlu’nun tutuklanmasına tepki olarak CHP’nin başlattığı “Adalet Yürüyüşlerinin” sloganını kendi facebook sayfasında profil resmine taşıyor. Bu yürüyüşleri ile ilgili zihinlerimizi yokladığımız zaman CHP’nin yanı sıra, HDP ve FETÖ üyelerinin bu yürüyüşlere destek verdiği ve yürüyüşlere katıldığı da hemen aklımızda canlanıyor. Bununla da bitmiyor, yakın zaman öncesinde cumhurbaşkanımızın kararnamesi ile iptal edilen İstanbul Sözleşmesi ile ilgili başlatılan kampanyaya kendi sosyal medyası üzerinden tepki veriyor ve “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır” sloganıyla profil resmini güncelliyor. Elimizde resimleri var fakat kişisel durumunu ifşa etmemek adına paylaşmıyoruz.

Özetleyecek olursak, Milli Eğitim Ve Kültür eski bakanı Eskişehir milletvekili Prof. Dr. Nabi Avcı’ya yapılan saygısızlık, 28 Şubatın Sakarya Üniversitesinde operatörü olarak iddia edilen Zafer Demir’in genel sekreterliğe atanması basına çıkan haberlerle apar topar iptal edilmesi, dış danışma kurulu üyelerinden ikisinin basında yer alan haberleri, genel sekreter yardımcılığına ataması son anda engellenen CHP’li Tepebaşı Belediye Başkanının özel kalemi, hülle yoluyla yapılan atamalar, Sayıştay incelemesi, şube müdürlüğü engellenen kişi, Kurumsal Gelişim ve Planlama Direktörü olan hanım efendinin İstanbul Sözleşmesi Ve Adalet Yürüyüşü paylaşımları, öğrenci dekanı olan hanım efendinin Boğaziçi Üniversitesi olaylarının gerçekleştiği bir anda Boğaziçi ekolüne olan hayranlığını belirttiğine dair kulağımıza çalınan iddialar.

Bu kadar üst üste birikmiş isim, bu kadar üst üste gelen iddialar bir tesadüfü mü yoksa bir gerçekliği mi ifade eder? Cumhurbaşkanlığı Eğitim Politikaları komisyonunun da bir üyesi olan Eskişehir Teknik Üniversitesi Rektörü bu kadar şeyi bir tesadüfler zinciri olarak mı açıklayacak acaba merak ediyoruz.

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Eskişehir Esnaf Odaları Birliği Başkanı Ekrem Birsen Sizce Başarılı mı?
Eskişehir Esnaf Odaları Birliği Başkanı Ekrem Birsen Sizce Başarılı mı?

Gelişmelerden Haberdar Olun

@