Güçlü ve Örnek Kadınlar

Onun öyküsünde kimi zaman çaresizlik, Kimi zaman inkâr,  Kimi zaman umutsuzluk, Kimi zaman isyan, Kimi zaman da umut, mutluluk var…  Beyaza mavi, siyaha pembe demek gibi bir şey…” diye tanımlıyor otizmli bir çocuğun annesi olmayı…...

10 Nisan 2021, 14:41 Gülseren Şenyüzlü
Güçlü ve Örnek Kadınlar

Onun öyküsünde kimi zaman çaresizlik,
Kimi zaman inkâr, 
Kimi zaman umutsuzluk,
Kimi zaman isyan,
Kimi zaman da umut, mutluluk var… 
Beyaza mavi, siyaha pembe demek gibi bir şey…” diye tanımlıyor otizmli bir çocuğun annesi olmayı…
 Çocuğunun tek başına hayatını devam ettirebilecek yetilere sahip olması için tüm kapıları zorlamak, tüm engelleri aşmak demektir.
 Çabasını görmeyenlere, engelleyenlere rağmen hiçbir zaman pes etmemektir. 

Kendinizi tanıtır mısınız?

Ben, Ayşe Dönmez, 47 yaşında 2 çocuk annesiyim. Küçük oğlum Onur, otizmli…

Nasıl anladınız hastalığını Onur’un?

2 yaşına kadar her şey normaldi gibiydi; ama anlam veremediğim bir endişem vardı. 
Bazen görmüyor mu, bazen de duymuyor mu diye düşünüyordum. Bu endişemi çocuk doktoruna bile kabul ettiremedim, bir şeyi yok diyerek geri gönderdi.

 2.5 yaşına geldiğinde içimdeki kurt beni hala rahatsız ediyordu, bir psikoloğa  
Danışmak istedim. Ve Devlet hastanesine gittik.
 
Devlet Hastanesi psikoloğu Figen Hanım, muayene sonunda: “Otizm olabilir.” dedi. 

“OTİZİM” bugüne kadar hiç duymadığım bir sözcüktü. Şaşırdım mı, korktum mu, üzüldüm mü bilemedim. 

Korkuyla :”Ben, şimdi ne yapacağım.” dedim Figen Hanıma. O da eğitime başlayın dedi. Hastaneden sonra onun önerdiği bir rehabilitasyon merkezine gittik. İşte, o gün Onur’un eğitimine başladık. Aynı gün “ otizmle mücadele”miz de başlamış oldu. 


Onunla baş etmek zor mu?

Onur’un öfke nöbetleriyle baş etmek çok zor…
 Saldırganlaşır, bağırır, ağlar, zıplar, kendine zarar verir. 
Gündüz bir şekilde atlatıyoruz da geceler öyle değil, hatta çok zor.

 Komşularım mutlaka duyuyordur. Öyle bağırıyor ki, duymamaları imkânsız. İnsanlar sesten rahatsız oluyordur mutlaka, uykuları bölünüyordur, öfkeleniyorlardır… 

Ne düşünüyorlar bilmiyorum; ama çoğu zaman komşularımla karşılaşmak istemiyorum. Özür dilemekten yoruldum. Hiçbir özrün bu kadar gürültüyü dinlemelerini silmeyeceğini biliyorum.

Eğitim konusu...

5 yaşına kadar rehabilitasyondan bireysel ve grup eğitimleri aldık.

 5 yaşına geldiğinde rehberlik kaynaştırma yapılacak, dedi ve bizi bir devlet okulunun anasınıfına gönderdi. 

Hayatımın en zor, en berbat yılıydı.

 İlk darbe öğretmenden geldi, otizimli olduğu için Onur’ u sınıfına kabul etmedi.  Gerekçesi daha da içler acısı…” Önceki yıl, kaynaştırma öğrencisi almış, bu yıl dinlenecekmiş.” göreviniz de desek kabul etmedi. Nasıl böyle bir şey olabiliyor anlamış değilim.

İyi ki kendini mesleğine adamış öğretmenlerimiz var, diğer öğretmen Onur’u sınıfın kabul etti ve çok  sevindik. 

Sınıfta çocuğunla durmak koşuluyla kabul ederim, dedi ve ben de kabul ettim. Öğretmen, toplantı yaptı ve velilere beni tanıttı, Onur’un durumunu anlattı. 

İkinci darbe de velilerden geldi. Toplantıdan sonra bütün çocuklar Onur’dan uzak durmaya başladı.

Yemek saatindeyse tüm çocuklar 3 masaya toplanıyordu.

 Diğer masada ben ve Onur yalnız oturuyorduk. 

Bir gün öğrencilerden biri:” Öğretmenim, bana yer kalmadı.” dediğinde öğretmen Onur’un yanına otur yavrum, diye yanıtladı.

 Çocuğun cevabı içler acısı… “Annem, Onur’dan uzak dur.” dedi.”

Aradan yıllar geçti; ama o çocuğun söyledikleri hala içimi acıtır ve beni ağlatır.

Önce sandalyemi kaldırıp beni çocukların oturduğu minik sandalyelere oturttular. 

Sonra: “ Dışarıya çık, orada bekle; ama gitme.” dediler.
 Velhasıl bıktırmak için her şeyi yaptılar, baktılar pes etmiyorum en sonunda ana sınıfında çocukların dikkatini dağıtıyor, dediler. 
Baskılara dayanamadım, dönem bitmeden, çocuğumu sınıftan aldım; ağlayarak rehberliğe gittim, ben eğitim falan istemiyorum, dedim

Bu olaydan sonra, rehberlik beni OÇEM’e yönlendirdi ve Onur ilköğretimi orada bitirdi.

Öz bakımını yapabiliyor mu Onur? 

Onur’un yemeğe aşırı ilgisi var, sürekli yemek videoları izliyor.

 Ondan mıdır bilmem yemeğini tabağa koyup çatal kaşık ve diğer ekipmanları amacına uygun şekilde kullanır. 

Banyo ve vücut temizliğini ben yapıyorum. Yönergeyle saç tarar, diş fırçalar, ellerini yıkar, kıyafetlerini katlar.


En zor yanı nedir?

Öfkesi kolay geçmiyor. İsteklerinde de çok ısrarcı…
Asla unutmaz ve vazgeçmez.

“OFDER “İ kurdunuz, amacınız? 

Otistik Çocuklar Farkındalık Derneğini kurduk, amacımız bu çocukların sosyalleşmelerini, insan içine çıkmalarını sağlamak.
Yaşam Merkezi kurmak ve sürdürülebilirliğini sağlamak. 


Biz birçok şeye OFDER ’le ulaştık. Mesela Onur’u yüzmeye göndermek istediğimde ne engelli ne de sağlıklı grubuna girebildi. Onlar engel olarak ya fiziksel engel ya da down sendromluları alıyorlardı. Bu konua denekle çalışmalar yapıldı ve Eskişehir Atatürk yüzme havuzuyla protokol imzaldık. O günden sonra çocuklarımız

OFDER ve Anadolu Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesiyle ortaklaşa 4 yıl boyu teke tek ders aldılar.

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sağlık, Uygulama ve Araştırma Hastanesi  Çocuk, Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Tülin FİDAN’ın küratörlüğünde ‘’Otizmli Çocukların Resimleri ile Dünya’’ sergisi   ESOGÜ  Sanat Galerisi’nde düzenlendi..

 
Aynı zamanda da OFDER üyesi olan Doç. Dr. Tülin FİDAN en iyi tedavi yönteminin toplumda sevgi görme, kabul görme ve özel bir eğitim olduğunu belirtiyor.
Çizdikleri resimler ile iç dünyalarının kapılarını açıyorlar. Ve çocuklarımız resim yaparken çok huzurlu oluyorlar.  Ancak ESOGÜ ‘ yle yapılan resim çalışmalarına da pandemi döneminde ara verildi.

Anadolu Üniversitesi Özel Eğitim Bölümü öğrencileriyle 5 yıl boyu sosyalleşme çalışması yaptı çocuklarımız. 

Benli Geri Dönüşüm Firmasıyla birlikte farkındalık çalışması yapıldı.  Çocuklarımız  “bez çanta boyama” çalışması yaptılar. Otistik Çocuklar Farkındalık Derneği (OFDER)’in girişimiyle hayata geçirilen çalışmada otizmli çocuklar poşet yerine bez torbalar hazırlayarak çevre duyarlılığına dikkat çektiler. Bu etkinlik de 3 yıl sürdü.

.
Onur’la, onun geleceğiyle ilgili korkularınız var mı? 

En büyük korkum: “  Benden sonra ne olur, Onur’ a kim bakar.”

 Ben Onur’la beraber ailemi, çevremi tanıdım. 

Ben varken Onur’u evinde istemeyen akrabalarım oldu. Ben yokken mi bakacaklar? 
Arkadaşlarım abisi var, o ilgilenir, ona bakar.” diyorlar. Onun da bir hayatı olacak, belki eşi istemeyecek işte bu kaygılarımdan dolayı bu yaşam merkezinin kurulması bizler için çok önem taşıyor. 

OFDER olarak arsamızı aldık, inşallah tesisi de kurarız. “ diye bitirdi sözlerini güçlü ve örnek kadın AYŞE DÖNMEZ

Genelde otizmli çocukların dış görünüşleri normal gelişim gösteren çocuklardan farksız. 
 Dolayısıyla otizmli bir çocuğu dış görünüş itibariyle algılayabilmek gerçekten zor… 
Çünkü ben de OFDER’ in kuruluşundan bu yana onları destekliyor ve onlarla birlikte öğreniyorum. 
İşte tam bu noktada, çocuklarının haklarını korumak adına annelerin toplumla savaşı başlıyor. 
Durumu idrak edemeyen, düşünemeyen insanların çocuklarının davranışından rahatsız olduğunu gösteren tavırları, düşüncesizce yaptıkları uyarılar, okullarda, parklarda özellikle yetişkinler tarafından dışlanmaları, otizmli çocuğa sahip annelerin en büyük yıkımı.
 Onların en önemli isteği toplum tarafından kabul edilmek… Normal gelişim gösteren tüm çocukların sahip olduğu temel hakların, kendi çocuklarına da verilmesi…


Bizlere düşen görev,
Her şeye rağmen çocukları adına savaşan bu güçlü anneleri,
 Özel çocuklarını fark etmek,
Onları kabul etmek, 
Onları desteklemek,
 Kendilerini yalnız hissettiklerinde ‘’yalnız olmadıklarını’’ hissettirebilmektir. 
 Toplum olarak biraz duygudaşlık, biraz saygı, biraz anlayış, biraz hoşgörü, biraz da tahammül temennisiyle…

Yolun açık olsun AYŞE DÖNMEZ
Ve unutma sen, siz asla yalnız değilsiniz… 
Ben varım,
Biz varız…

Yorumlar (4)
Hatice çelik 1 ay önce
Ayşe arkadaşım negüzel anlatmışsın yaşadıklarımızı hepsi gözümün önünden geçti sanki tekrar yaşadım aynı şeyleri ozaman küçükleri çocuklarımız şimdi büyüdüler ve bizim durumumuz sahada zorlaştı daha çok dışlanmaya başladık maalesef
Esra Alphan 1 ay önce
Ablacımmm sabrın ve mücadeleni takdirediyorum ...Sen mükemmel bir annesin onur çok şanslı
Canan vuran 1 ay önce
Canım dostum yaşadıklarımız hep aynı sorunlar aynı çaresizlik aynı tükenmişlik aynı acı aynı endişe duygularımıza tercüman olmuşsun sosyal yaşantıda yaşadığımız zorluklar ayrımcılık otekilestirme önyargı bunlarla bir şekilde zorda olsa çok acıda olsa basetmeye çalışıyoruz ama en acısı bizden sonra ne olur kim sahip çıkar yavrularımıza bunun için en büyük hayalimiz isteğimiz kurduğumuz ofder derneği il le yapılan çalışmalarla bir yaşam merkezi kurulması işte ozaman bir nebzede olsa içimize su serpilebilir bizler güçlü annelerimiz yaşadıklarımız hergun sahada gücümüze güç katıyor herdaim yavrularımızın arkasında bir dağ gibiyiz herdaim mücadele ederiz fakat bunu tek başına yapmak çok zor herkesin elini taşın altına koyması lazım destek anlayış empati farkındalığın artması dileğiyle,,
Ebru Erdem 1 ay önce
Bazen tükenmiş hissetsekte biz yoksak onlarda yok..!!! Ama hiç bir zaman yılmadan yolumuza kimsenin çıkmasına izin vermeden devam edeceğiz... Biz güçlü anneleriz!!!

Gelişmelerden Haberdar Olun

@