Kirman Rüstemli Hüseyin oğlu

Müthiş bir konuğum var: Yılın Adamı Diploması, Edebiyat Sefiri Ünvanı, “Altın Kalem" medya ödülü ve 2021’de, Bakü  ‘de İlin Vatanperver şairi ünvanını alan Kirman Rüstemli Hüseyin oğlu (ASKEF ) Avrasya Sanat Kültür Edebiyat...

18 Eylül 2021, 10:24 Gülseren Şenyüzlü
Kirman Rüstemli Hüseyin oğlu

Müthiş bir konuğum var:

Yılın Adamı Diploması,

Edebiyat Sefiri Ünvanı,

“Altın Kalem" medya ödülü ve

2021’de, Bakü  ‘de İlin Vatanperver şairi ünvanını alan

Kirman Rüstemli Hüseyin oğlu

(ASKEF ) Avrasya Sanat Kültür Edebiyat Bilim Federasyonu tarafından düzenlenen NAHÇİVAN gezisinin en güzel anılarından biri olarak kalacak Kirman Rüstemli ve eşi Tamara…

Şair duygu yüklü olur diyor, gülümseyerek…

Onu son yazdığı şiir kitabı “ Bu Köçün Menzili Haradır Bele?”

(BU GÖÇ İSTASYONU NEREDE?) nin imza gününde tanıdık.  Yeteneğiyle, duygularını anlatış biçimiyle hepimizi büyüleyiverdi.

 Gonca Aydemir’ e röportajın tercümesinde gönüllü desteği için teşekkürler…

Ve beni Kirman Rüstemli’ yle buluşturan ASKEF ) Avrasya Sanat Kültür Edebiyat Bilim Federasyonu Başkanı Savaş Ünal ‘ a da sonsuz teşekkürler…

Böylesine başarılı ama bir o kadar da mağrur kişileri tanımak bana inanılmaz gurur veriyor. Çok çok etkilendim edebiyatçı olarak şair Kirmamn Rüstemli ‘ den. Kendini şiire adamış biri o… Başarıları aklımı uçurdu desem yeridir… Binlerce kez alkışladıktan sonra gelelim sorulara…

Bana göre şiir, sanatsal düşlerimizi nazımla ifade ederek yorumlama şeklidir.

Şiir yazmak, her hangi bir fikri kafiye ve üslup bakımından şekil ve ahenk formunda nazıma uyarlamaktır. Sözün sanatsal değer kazanması için, rengârenk betimleme araçlarından faydalanmak, onun akıcılığını sağlamak hem de müzikte olduğu gibi notalarla söz arasında ilişki bütünlüğünü, uyumunu sağlamaktır.

Şiir sözü dilimize Arap'lardan geçmiştir. Manası incelik, ahenk, güzellik demektir. Şiirde kafiye, ölçü, dörtlük gibi elementler şiirin özünü teşkil eder.

Kirman Rüstemli' ye göre şiir, bir insanın iç dünyası, onun duyguları, dünya görüşü şiir disiplini formunda dışa yansımasıdır.

Örnek verelim:

DUT AĞACI

Yaprağı ipektir biliyordum

Dutlarını kopararak yiyordum,

Dut dikene rahmet olsun diyordum

Seninle giderdi ağzımdan acı,

Babam yadigârı ay tut ağacı.

Şiir yazmaya ne zaman başladınız?

Daha çocukken şiire olan merakım yüzünden çok kitap okurdum. Sevdiğim şiirleri ezberlerdim.

1972 -yılında yüksek öğrenimimi tamamlayarak, Türkiye sınırına çok yakın bir köyde öğretmen olarak çalışmaya başladım. Birkaç öğretmen,kendi aramızda edebiyat derneği kurmuştuk.

Şiirlerimizi o dernekte toplanır, okuyup yorumlardık. İlk şiirim 1972 yılında, Nahçıvan’da basılan *Şark Kapısı*adlı resmi devlet gazetesinde yayınlandı.O zaman çok mutlu olmuştum .O gün kendimden emin bir şekilde ; ben de şiir yazabiliyorum, dediğim gündü .Yazdım da:

SAVAŞ

Tarihe vurulan damga,

Hayat ummanında felaket adlı dalga

Ölüm vahimesi

Dedemin göğsünde kalmış mermi kalpesi

Anaların aldığı kara kağıt - kara haber....

Dedem ikinci dünya savaşında Alman faşizmine karşı savaşmış, bir bacağını kaybetmişti. Ailemiz büyük bir aile idi. Anam ŞEREF BANU becerikli bir kadındı.

Evimize ekmek getiren, ayağında kocaman bir şarapnel parçası ile aksayarak zar- zor yürüyerek ,sabah güneş doğmadan demirci ocağının başına geçen, Gazi Babam demirci olarak çalışıyordu,ailenin zaruri ihtiyaçlarını bu şekilde karşılıyordu. Onun neler çektiğini ben çok iyi bilirim. Bu yüzden tüm savaşlardan nefret ederim.Bu şiiri o yüzden yazdım.

 Şiirin konusu bir ilham olarak gelir,a klımın süzgecinden geçer.Şiirin formasını,veznini, düşünürüm.Kafiyelerin ya çapraz,ya da uyumlu olması üzerinde düşünürüm.Ölçüsünü belirlerim ve yazarım.

Bazen öyle olur ki, doğaçlama yazarım Bu en çok da Azerbaycan Bayatı tarzında yaygın bir şekilde göze çarpmaktadır.

Mesela:

Bu taşım hara düşdü

Bilmedim dara düşdü

Bahtım ele getirdi

Ocağım kara düşdü

Şehitler bizden oldu

Kanımız dizden oldu

Ölümüz çok, yiten çok

Bulmadık,izden oldu

Sen bana bakma kenden,

Kabrim kazın her elden.

Vatan oğul istedi,

Şehit oldum ölmeden.

Evet, sizin  de dediğiniz gibi, şiir kâğıda yazılmadan demlenir. Mesela:

Yanağın allanır kız,

Od mu? kalanır ay kız.

Duydum sana göz deyib,

Söyle bu yalandır kız.

Şiir yazılırsa gerek onun okuru da olsun. Elbette her yazılan edebiyat, kendine okur kitlesi toplamalıdır. Okurun zihinsel olarak yorulmaması gerekir ki, haz aldığı edebi metni, elinden bırakmasın.

Şairler halkın duyan kulağı, gören gözü olmalıdırlar. Toplumu, toplumsal sorunları ve kaosu, şairler herkesten daha erken sezer,daha iyi görürler. Toplumda baş gösteren hadiseleri kendi kendine muhakeme eder, bunların mukabilinde sosyalizasyonu kendi istekleri ile süsleyebilirler.

Bazı şiirler vardır ki,hem lirik tonda hemde dramatik bir tarzda müzikle eşleşmesi ,senkronize format alması kaçınılmazdır.

Fuzuli'den bilinen örnek verelim:

Beni candan usandırdı,cefadan yar usanmaz mı?

Felekler yandı ahımdanmuradım şemi yanmaz mı?

Değildim ben sana mail,sen ettin aklımı zail,

Bana ten eyleyen gafil, seni görse usanmaz mı?

Yazdığım şiirler beni edebi bir hayatın içine kattı. Edebiyat aleminde tanındım. Çok dostlar kazandım.Irakda-Türkmen Eli'nde tanındım. Güney Azerbaycan’da—İran’da,Tebriz’de ,Tahran’da tanındım.Hatta,Tebrizli dostum Araz Tebrizli'nin şiirlerini ülke dışına çıkarttım, Antalya’da * TÜRK DÜNYASI ŞİİR SEÇKİSİ *antolojisinde yayınlattım. Trakya’da şiirlerim antolojide yer aldı. Azerbaycan’da birçok dergi ve gazetelerde şiirlerim verildi .

İmza günü törenine katılan herkese, o cümleden size derin teşekkürlerimi bildiririm. Bu kıymetli zamanı iki yıl bekledik. Allah bize ömür verdi, bu günleri de görmek kısmet oldu.

En mutlu günümdü .Hem ben,hem de ailem gerçekten çok mutlu.Türkiye'den gelmiş konuklarımızla iki saati birlikte yaşamak hayatımıza altın harflerle yazıldı.

 İmza töreni zamanı gördüm ki, herkes çok mutluydu. Dostluğumuz ebedi olacak diye bütün kalbimizi sizlere açmıştık.

Sovyetler döneminde radiola ile Türk radyosu dinlemek yasaktı.1960 -lı yıllara kadar Türkiye ve Sovyetler’in diplomatik ilişkileri olmadı.Sebebi ise şu idi ki,Türkiye, Almanya ile müttefik imiş. Bundan rahatsızlardı.

Sovyetler Birliğinin dağılması ve ardından Türkiye ile kurulan her türlü devletlerarası ilişkiler her iki devletin sanat ve edebiyata yönelik atılımları,iki devlet arasında edebiyat sefirlerin ziyaretleri bizleri memnun etmektedir.

Buna en iyi örnek ASKEF Genel Başkanı Sayın Savaş Ünal 'ın rehberliğindeki edebiyat ve sanat elçilerinin Nahçivan’ı ziyaretidir.Bu ziyaret bizleri hayli memnun etmiştir.

Azerbaycan’da kitap baskısı hayli pahalı. Savaş beyin,biz Sahil Kitap tan Türkiyede basalım, teklifini memuniyyetle kabul ettim.Türkiye bu hüshusta benim için dışarıya açılan en aydınlık pencere oldu.Bu anlamda SAVAŞ ÜNAL beye ve Sahil Kitap ın sahibi GONCA AYDEMİR  hanıma teşekkürlerimizi sunuyorum.

İkinci kitabımın elektron variantını hazırladım,korrekt olundu .Hafıza kartında beklemekte. Sağlık durumum iyi olarsa ikinci kitabımı da burada bastıracağım.

Yaşadığım bölgede önceden beni iyi bir öğretmen olarak tanırlar. Nüfuz sahibi idim. Lakin sosyal medya çıktıkan sonra bütün Azerbaycan beni tanıdı. Şiirlerim okullarda seslendiriliyor. Öğrenciler tarafından ezbereokunmakta.

Şu anda emekli bir öğretmenim.Bu güne kadar kazandığım bilgi ve birikimlerim sosyal medyadan her kese açık olarak yayımlanmakta. Halkımın milli uyanışına, vatanını sevmesine tavsiyelerde bulunuyorum.

Yakınlarda yeni bir ödül aldım. 2021 -yılının Vatansever şairi oldum. Doğma ülkemizi kendi şiirlerimde çok terennüm etmişim. Misal:

Karşıla Şuşa

 Sen geleli bulaklarım çağladı

   Dağlarımda al bayrağın bağladı

         Sevincimden gözlerimiz ağladı

Cıdır düzü karşılıyor konağın

Unutmadı bu savaşta daya’ğın.

Tarihimde olmamıştı böyle şey,

Türküm gele Şuşasında kura ev.

Marşın çala, dilinde de heyhey,!

Zeferime zefer katdı Erdoğan,

İmdadıma gelib çattı Erdoğan.

Bende Vatana sevgi sonsuz ve ebedidir, birçok şiirimde bunun ispatıdır.Büyük Türk birliğine inanarak yaşamaktayım.Bir gün o birlik kurulacak.Bizler daha güçlü bir devlet olacağız.

Ne kadar uzanım Ağrıya sarı

Ağrının başının erimez karı

Neden tek bıraktın sevgili yarı

Al eline,kılınç,balta, keseri

Seni bekliyoruz,ay Türk askeri

Ok attın yarama,Araz’a deydi

Zoren düzenlenmiş taraza deydi.

Tebrizden yan keçib,Şiraz’a deydi

Uyattı binlerle nice kevseri

Seni bekliyoruz, ay Türk askeri

Ve ya başka bir şiirimde:

Doymak olmaz hüsnünden

Allahım,bu hangi candır.

Şad haber geldi ünlüden

Karabağ Azerbaycandır

Diger bir dörtlükte:

Ana kadar seni sevdik

Vatan bildik ocağını

Toprağına merhem dedik

Biz kaldırdık bayrağını

Bunlar azdır sözüm çoktur

Mutluyum ki, benimlesin

Başka bir Vatanım yoktur

Azerbaycan, sen benimsin

1937- senesinde Stalin ve taraftarları Türk coğrafyasının yaşayıp yaratan binlerce aydın ve düşünürlerini,Azerbaycan Türk’ünü, Ahıska ve diĞer türk soylu halklarımızı ağır işkence,zulüm ve sürgünlerde öldürtmüş veya kurşuna dizdirmişti.En çok bu zulümden nasibini alan biz Azerbaycan Türkleri olmuştur.Bunların arasında genç şair Mikayıl Müşfig de var idi.O, Soviet -Bolşevik- Taşnak diktatöryasına ve bayrağına Ahmet Cevatgibi baş eğmediği için tutuklanmış ve zindanda öldürülmüştü.Mikayıl Müşfig hakkında bir şiir yazmıştım.Onun hanımının ismi Dilber Akundzade idi.

Müşfig’e

Taş olsa da yarası var taşın da

Dilber ağlar hey bu taşın başında

Müşfig yaşar yüzüyünün kaşında

El vurmayın taşdan taşın farkı var

Bin selam !Çok kıymetli üstat,şair Kirman Rüstemli,efendim!-*Müşfig’in şiirin bütün vücudumu silkeleyerek kalbimde, gönlümde,büyük tufanlar, heyecanlar yarattı.Siz, aziz şair efendim, bu benzersiz şiirinizle ulu halkımız sizi hiç bir vakit unutmayacaktır.Siz büyük Müşfik'e poeziya saltanatının büyük, değerli bir abidesini yüceltmişsiniz. Kudretli kaleminize, fıtri ilhamınıza aşk olsun! Sizi ilk defa okudum ve güçlü yeteneğinize hayran oldum. Sevgili Allah’ımız sizi korusun.

Mürsel Balayev(Allah rahmet etsin

  Halkımın bir aydını olarak,  hem de şair olarak gelecek planlarım adım -adım gerçekleşmektedir. İkinci şiir kitabım üzerinde çalışmaktayım. Bayatılarımı toplayarak kitap haline getirmek için çaba sarf etmekteyim. Azerbaycan’da basılan birçok gazete ve dergilerde şiirlerimi yayınlamak, daha geniş okur kitlelerine ulaştırmaktır maksadım.

Hayal kurmadan yaşayan insanlar ümitsiz insanlardır, hayalsiz bir hayat,bence yaşamak değildir.Şairler,yazarlar aklın ötesini tasvir ederler. Hayal gelecek, istek, arzudur. Arzusuz insan olur mu?

Arzularım açar çiçek

Arzum olar leçek leçek

Her arzum da bir piyale

Doldur onu içek içek

Kirman Rüstemli deyince, herkesin saygıyla tanımladığı bir şahıs… Ömrünün 45 yılını ülkesine, genç neslin eğitim -öğretimine adayan,metodoloji ve pedogoji kariyeri ile ülkede taktir edilen,bir zamanların eğitim camiasında saygın olan bir ismi anmış oluruz, desek yanılmayız.

Her şerefli öğretmen gibi,karlı -soğuk havalarda, sabahın erken saatlerinde yaya olarak yola çıkıp, uzak köylerde onu umutla beklemekte olan kuzularına kalem tutmayı, aldığı maaşından üstün tutan bir şahıstır, Kirman muallim.Hayatın zorluklarına, çilelerine sine geren hocamız, hiç bir zaman bu durumdan şikayet etmemiş, erdemli olmayı biz evlatlarına aşılamıştır .-Kendi deyişi ile ,Tanrı bana güzel bir hayat kısmet etmiştir.9 torunum var.İkisi üniversite mezunu. Diğerleri orta okulda daha.

Bedii yaratıcılık, yani edebiyat, bende bir alışkanlık, bir hobidir. Her gün şiir yazmalıyım.Sanki birilerine borcum var,o borcu ödemekle zorunluyum gibi hissederim.Şairlik benim duygularımın dile gelmesidir.Her bir sözümün bedii ifadesidir SÖZ. Edebileştikçe gücü artıyor söz’ün.

Vatan çekiye gelmez

Vatan yad’a eğilmez

Vatan ülke bir toprak

Yad eliyle silinmez

Eşim TAMARA Hanım, her bir işimde bana daima destek olmaktadır. Bazen göremediğim hataları O görür, düzeltiler yapar.

Her çalışmamda kokulu sıcacık çayımı masamın üzerinden eksik etmez. Karalama yaptığım şiir sayfalarımı ardımdan toplar. Her zaman şiirlerime konu bulmaktan keyf alır.

Oğlum Sadık Rüstemli Bursa ULUDAĞ üniversitesi Sosyoloji bölümü mezunudur. Bilmediğim birçok konuda ona ve diğer oğlum Reşat Hocaya sorularım olur.

Bilgisayar işlerinde gerçekten de cankurtaran gibidirler.

Sözün kısası, bir şiirin doğuşu, ondan sonra yaşaması için borçlu olduğum insanlar var. Onlar olmadan yarattığım her sözüm nehirlere, sulara karışır, kaybolur gider.

Sizi , eşiniz Tamara ‘yı ,  güzel torunlarınızı, çocuklarınızı tanıdığım için çok şanslı addediyorum kendimi, değerli aile, değerli şair, sevgiyle kalın…

https://ssl.gstatic.com/ui/v1/icons/mail/images/cleardot.gif

Yorumlar (1)
Kirman Rüstemli 1 ay önce
Saaytınıza ve Gülseren hanıma ,o cümleden emeyi keçen her bir kese derin teşekkürlerimi bildirirem,

Gelişmelerden Haberdar Olun

@