"Siber" kelimesi İngilizce "Cyber" kelimesinden uyarlanıp kullanılmaya başlayan bir kelime olup siber terimi sibernetik kökeninden gelmektedir. "Bilgisayar ağlarına ait olan", "İnternete ait olan", "Sanal Gerçeklik" manalarına gelmektedir. 

Tam bu nokta da gelene kadar geçirilen endüstiriyel gelişmelere kısa bir göz atmak gerekir. Birinci Endüstri Devrimi’nin üretimin makineleşmesi anlamında kullanılırken, İkinci Endüstri Devrimi; üretimin serileşmesi, yani  dünyanın sahip olduğu kaynakların insanoğlunun ürettiği teknoloji ile buluşması anlamına gelmiş  ve insanlık tarihinde görülmemiş gelişmelerin yaşanmasına sebep olmuştur. 20. yüzyılın başlarına denk gelen ikinci Endüstri Devrimi’ni, petrol tabanlı içten yanmalı motorların kullanımını tetiklemiştir.. Aynı dönemlerde, Henry Ford’un otomotivde seri üretim bandı sistemi ve fabrikaların elektrikle çalışır hale gelmesi de endüstrileşmeyi hızla geliştirmiştir.

Birinci Endüstri Devrimi’nde hâkim olan demirin yerine çelik üretiminin gelişmesi, demir yolu taşımacılığını ve ticareti hızlandırırken; telefon, radyo, daktilo, ucuz gazete kâğıdı gibi diğer yeni gelişmeler de haberleşme ve iletişimi şekillendirmiştir. Kentler hızla büyümeye başlamış, gelişmiş ülkelerde ailelerin iş ve konaklama mekânları farklılaşmaya başlamıştır. Yaşam biçimleri önemli ölçüde değişmiştir.. Siyasal ve ekonomik bakımdan güçlü merkezi devletler kurulmuştur. Birinci Endüstri Devrimi’nde, İngiltere ve Avrupa’da etkisini gösteren endüstrileşme, İkinci Endüstri Devrimi ile ABD, Japonya gibi ülkelerde de hızla yaygınlaşarak dünyanın birçok bölgesini etkilemiştir.

Üçüncü Endüstri Devrimi ise, üretimin otomasyonu ve sayısallaşması olarak tanımlanırken, Sanal gerçeklilik, yani  internete ait olan hem yeni fırsatlar hem de yeni tehditleri beraberinde getiren, kaynağı insan olan, insanın ürettiği bilgi, sistem ve yazılımlar  günümüzde 4. Sanayi Devrimi olarak nitelendirilmektedir.  Kısaca, aydınlık gelecek, artık karanlık fabrikalardadır.Sürekli gelişen sanayi  diğital teknolojiyi de aşarak artık  Endüstüri 4.0 olarak bilinen dördüncü evreye girmiştir.

Peki, 4. Sanayi devrimi nedir?

Biz bu evrenin neresindeyiz?

Artık  bugün dünya robotik sistemleri, yapay zekâyı konuşuyor. Sanal gerçeklik dediğimiz kavram, birçok iş alanında insanların yerini sistemler, bilgisayar programları ve yazılımları alıyor. Ve bu o kadar hızlı bir şekilde katlanarak gelişiyor ki bu gelişim hızına yetişemeyen insanlar, çemberin dışında kalma endişesi yaşarken, bir kısım insan bu bilinmezliğin çemberinde kayboluyor. Bunun sonucunda insan zihninin sınırlarının zorlandığı noktada ortaya “bilinmezlik” kavramı çıkıyor.

Bu kavram hemen hızla siber bilinmezliğe evriliyor. Ve yaşamımızın ortasına kuruluyor. Bilinmezlik yerini zaman zaman belirsizlik kavramını da içererek, bireysel olduğu kadar toplumsal açıdan da derinleşen bir kaygı oluşturuyor. Bauman’ın ifadesiyle belirsizlik kavramı en çok tehdit yaratan bir duygunun daha yoğun algılanmasına yol açıyor. Tehdit kavramı ise, içten içe güvensizliği ve kargaşayı derinleştiriyor. Çünkü insan olmanın temel gereksinimlerinden, yani  hava kadar, su kadar yaşamsal ve önemli olan bir diğer gereksinimi  de “güvenli çevrede yaşama” isteğidir. Ancak, içinde yaşadığımız bilişim çağında, insan bir taraftan akıllı telefonlar,  akıllı evler ile yaşamın konforuna  ulaşırken, banka hesaplarına kolayca ulaşılması, casus yazılımlar ile tüm varlığını kaybetmesi gibi kişisel güvenlik alanlarının ihlaline yönelik endişelerin pençesinde kıvranmaktadır. 

Sadece bu kadar mı?  Kesinlikle hayır. 

Küresel köye dönüşen dünyamızda, “siber güvenlik” artık sadece kişisel güvenliğin dışında, ülkelerin milli politika ve sistemleri ile ticari ilişkilerini de etkileyecek bir hal almıştır. Bu cümleyi biraz daha açarak açıklamak ve olayı Askeri açıdan bakmamız gerektiğinde, 2010 yılındaki ABD ve İsrail işbirliğiyle İran’daki Natanz Nükleer Tesisi’ndeki uranyum saflaştırma çalışmalarını engellemeye yönelik siber saldırıyı ilk örnek olarak verebiliriz. Bu saldırının nasıl etki yaptığının açıklaması ise şu şekildedir: “… Yazılım, uranyum işlemede kullanılan santrifüj borularındaki titreşimi çok artırarak veya çok azaltarak borularda metal yorgunluğu yaratıp boruların patlamasını sağlamıştır...” 2010 yılında “Olympic Games” adı verilen solucan yazılım ile siber güvenlik camiasında “Stuxnet” olarak adlandırılan saldırının gerçekleştiği sırada  kontrol odasında tüm veriler normal gözükmesi ve fark edilmemesi tehlikenin boyutunu göstermesi açısından oldukça önemlidir.

Nedir bu Sibernetik bilim ve nasıl ortaya çıkmıştır?

Sibernetik Biliminin Babası: Norbert Wiener

1894’de dünyaya gelen Wiener’ 2 yaşında alfabeyi öğrenmiş ve üç yaşında okumaya başlamıştır. Ancak okul çağına geldiğinde tahmin edilen gelişmeler yaşanmamış, aksine zorlukla yazı yazıp, aritmetik hesaplarını parmak ile yapmaya başlamıştır. Durumdan giderek daha rahatsız olan babası, oğlunu,  Ayer High School’a özel öğrenci olarak kaydettirmiş,ancak Norbert laboratuvar çalışmalarında beklenen performansı gösteremeyince, bu okuldan da  vazgeçilmiştir. 1911’de Harvard’dan 18 yaşında felsefe doktorasını alan, ardından, İngiltere’de Cambridge Üniversitesinden bir burs kazanan ve ertesi yılını orada matematik eğitimine devam ederek geçiren, Norbert için Alman matematikçisi Hilbert’in yönetimi altında çalışması için onu  Göttingen’e  davet etmiştir. Ancak, Birinci Dünya Savaşının başla¬masıyla birlikte eğitimine  New York’da Columbia Üniversitesinde devam eden, Wiener, yurt dışında geçirdiği bu yılların bir matematikçi olarak onun gelişimine katkısı olduğunu belirtmektedir.

Savaşın bitiminde Wiener   1919’da Massachusetts Teknoloji Enstitüsünün Matematik Bölü-müne katılma daveti almıştır. Bu davet onu Sibernetikler‘e götürmüş, sibernetikleri “makina ve yaşayan organizmada komini¬kasyon ve kontrol teorisi” olarak tanımlamasına yol açmıştır..

1944 yılında, Dr. Ar¬turo Rosenblueth ile “sinir sistemi incelemesine modern matematik tekniklerinin uygulanması” üzerine müşterek bir projeye başlamak üzere Meksika’ya giden, Wiener, bu alandaki araştırmasının yapay akciğer geliştirme, sağırlık için kelimeleri et¬kili hale dönüştürme ve dokunma duyusu yokluğu ve yapay kol, bacak hazırlamak için yararlı olabileceğini düşünmüştür.Bu düşünceleri onun daha sonraki beyin dalgaları araştırmasının yoluna açmasına önemli bir katkı oluşturmuştur. 1963 yılında, matematiğe, mühendisliğe ve biyoloji bilimine yaptığı katkılardan dolayı Ulusal Bilim Nişanını kazanan Norbert Wiener 18 Mart 1964 yılında İsveç’de ölmüştür.

Wiener akıllara sadece hem teorik matematikte hem de uygulamalı matematik sahasında ortaya koyduğu eserlerle değil,  aynı zamanda bir fel¬sefeci, altı dili konuşan bir dilci, sanat ve edebiyatla tam anlamıy¬la haşır neşir olan bir kimse olmasıyla kazanmış olmasıdır.

Kaynaklar

1.Temel Britannica ansiklopedisi, 10. Basım, Ana Yayıncılık, İstanbul, 1993; 15. Cilt, s. 190. ISBN 975-7760-02-01.

2.Müller, Albert (2000). "A Brief History of the BCL" (http://bcl.ece.illinois.edu/mueller/index.htm). Österreichische Zeitschrift für Geschichtswissenschaften. 11 (1), s. 9–30.

3.AKMAN, Toygar, Sibernetik Yaratıcılık, Bilgi Yayınevi, Bilgi dizisi no:35, İstanbul, 1984, s. 105.