11.09.2018, 08:03 276

“Sişşt Kızlar Bağırmaz!” “Suistimal” nerede başlar? Suçlu Kim?

“Sişşt Kızlar Bağırmaz!”

“Suistimal” nerede başlar? Suçlu Kim?

“Sişşt Kızlar Bağırmaz!” İranlı yönetmen Puran Dırahşende'nin 2013 yılında çekilen ve taciz, tecavüz konusunda suçun kimde ve nasıl başladığına dikkat çeken ve sorgulayan bir film. Gün geçmiyor ki bir çocuk tacizi konusunda haber okumayalım.

Son günlerde bu türden kişilerin linç edilme girişimleri ve haklarında idam kararı istenmesine ilişkin kamuoyu oluşturulmaya çalışılıyor. Bu konuda normal her insanın vicdanı doğal olarak harekete geçiyor. Ancak bir hukuk sistemi içinde yaşıyorsanız adaleti hukuka ve dolayısıyla devlete bırakmak gerekiyor. Ya değilse herkesin kendi hukukunu araması hak sayılıp “normal” haline gelebilir; ancak ortam kaosa sürüklenebilir.

“Sişşt Kızlar Bağırmaz!” filminde Şirin, birkaç saat sonra evlenecekken üzerinde gelinlikle bir cinayet işler ve bir kapıcıyı öldürür; düğün iptal edilir. Şirin’in avukatı Şirin’in eşinden yardım ister, ailesiyle görüşür ve Şirin’in çocukluk yıllarına kadar iner. Şirin, 8 yaşında iken anne babasının emanet ettiği ailenin şoförü tarafından sistematik olarak tecavüze uğrar. Şirin, durumu defalarca öğretmenlerine, annesine babasına anlatmak ister ama, Şirin’i dinleyen olmaz. Annenin işi vardır, öğretmen meşguldür, zil çalmıştır vs. Şirin kendini çaresiz ve yalnızlık içinde bulur ve karşı koyamadığı bu durum uzun sürer.

Film, olayın mahkemedeki yargı sürecini kapsıyor. Şirin’in avukatı ile savunma avukatı arasında geçen diyaloglar hem hukukun işlevini hem de toplumsal vicdanı anlayabilmemize ışık tutuyor.

Suçlu kim?

Hukukun dışında bu türden olaylar değerlendirildiğinde her ne kadar fiilî bir kişi işlese de pek çok suçlu olduğu varsayılır. Bir suçun oluşumuna yol açan, psikolojik, sosyolojik, kültürel ve daha pek çok etkenin olması, zaman zaman suçun hafifletici sebepler olarak kullanılmaya çalışılır.

Aile

Her zaman bilinen bir gerçek vardır. Aileler, kendi namlarına zarar gelmesin diye genellikle bu tür durumlarda susarlar. Tıpkı filmde olduğu gibi. (Zaten aileler böyle şeyleri de filmlerden öğrenir.) Burada onur ve haysiyetin ne olduğunu yeniden tanımlamak gerekir. Başkalarının gözündeki değerimiz, onurumuzu değil korkularımızı körükler ve gururumuzu besler. İnsan korkusu insan için her zaman çıkmaz sokaktır. Adil ve onurlu olmak, kararlılık ve güç ister. Mümkünse her şeye merhamet edilebilir ve her şeyden kaçınılabilir; ancak gerektiğinde prensiplere de sadık kalmak, korkudan ve acıdan çekinmeden hüküm uygulamaktır. Bu nedenle “şeriatın kestiği parmak acımaz” denir.

Toplum

Mahkeme, “Kısas” (İran kanunları ve Kur’an’a göre “Can yerine Can” ilkesine dayanan hüküm) uygulamak istediğinde Şirin’in avukatı savunmasında önce bir doktorun görüşüne başvurur. Doktor, tecavüzün çocuklar üzerindeki etkilerini dile getirir. “Bu bazı koşullara göre değişse bile ömür boyu kalıcı yaralar bırakır.” Avukat böylece bu durum karşısında susan herkesin de bu suçun işlenmesinde sorumlu olduğuna dikkat çekmek ister. Çocuğunu dinlemeyen anne baba, öğretmen vd. Suçluyu savunan kişi de avukata itiraz eder ve avukat için “Kısas” ı savunmak için ‘adaletin kişilerin kendi keyiflerine göre uygulanmaması gerektiğini’ böyle bir savunmayla ‘suçlanan kişi dışındaki herkesi suçlu görüyor’ diyerek itiraz eder.

Hukuk sadece eylemi ve suçu esas alır. Suç bireyseldir ve bir seçimdir. İnsanın içindeki kötü olanı yapma arzusu, İyi olanı yapmak kadar kontrollü ve planlı bir davranıştır. Şüphesiz bunu besleyen kanallar toplumda ailede yansımasını bulacaksa da benzeri koşullar içinde bir insan iyiyi tercih ederken diğeri suç işeyebilir.

Suç işlemek ani bir dürtümü ya da delilik midir?

Savunma avukatı, doktorun sözlerinden sanığın cinayet anında akıl sağlığının yerinde olmadığını ispatlamaya çalıştığını iddia eder ve “Suçlanan kişi suçu işlerken kontrolünü kaybetmiş olsa da bu onun deli olduğunu veya anlık bir kriz geçirmiş olduğu anlamına gelmez. Sonuç olarak bu kişi suçu irtikap ederken akli dengesi yerinde olup eylemlerinden sorumludur.” der

Suç işleyenin haklı nedeni olsa bile adaleti uygulamak ve kişinin değil sistemin sorumluluğudur. Güdüsel ya da iradi olması sonucu değiştirmez.

Sosyal anormallikler

Savunma avukatı, Şirin’in avukatının sözleri üzerine “Avukat Hanım sosyal anormalliklerin kişisel anormalliklere yol açtığına inanıyor. Eğer bunu kabul edersek kişisel irademiz ne olacak?” sorusunu sorar ve sözlerine şöyle devam eder. “Eğer suç ve günah işleyen herkesi affedersek o zaman zulmedilen mağdurlar için ne yapmış oluyoruz? Kanun ve mahkeme delil ve ispat gerektirir varsayımlar değil. Tüm toplumlar kanun ve disiplinin her şeyden önce geldiğini anlamışlardır. İçtimai hayatta kanun ve nizam ilk ve son sözdür. Eğer insanlar kendileri yargıç gibi davranırlarsa kendileri yargılayıp kendileri hüküm uygularlarsa o zaman insanlığa ne olur?” der. Bazı sözlerin üstüne söz koymamak gerekir. Sorular üzerinde derin düşünmek “hukukun üstünlüğü” ilkesini de haklı çıkarıyor. Yine de biçimsel olarak savunmak, her hukuk kuralının da doğru olduğunu göstermez. Öyle olsaydı kanunlar, yeni kanunlarla değişmez, içtihat kararlarıyla hukuk dengelenmeye çalışılmazdı.

Ruh cinayeti mi bedeni cinayet mi ağırdır?

Şirin’in avukatı yargı heyetine kısas kararını bozması için örnekleme yapmaya devam eder. “Sizler dünyada seri cinayetler olarak sınıflandırılan cinayet davalarının olduğunu biliyorsunuz. Nadir vakalar dışında tüm katiller polis tarafından yakalanıyor. Katillere ve suçlulara cezası verilebiliyor. Bu nasıl oluyor? Çünkü ortada bir ceset var. Olay yerinde caniye dair izler olduğu için. Ama bir ruh öldürülürse? Bir ruhu öldürmenin cezası nedir?

Hayat, ölçülen, görülen, somut suça somut ceza veriyor. Suç konusunda sadece suçluya suçun cezasını vermek mağdurun kaybını telafi etmez. Bir çocuğun gözlerinden çalınmış gülüş, ömründen de çalınmış olur.

Mağdurların şikayetçi olmaması suçu hafifletir mi?

Maalesef bu tür suçları yargılamayabilmek yıllar alıyor. Şirin’in avukatı savunmasında örneklemlerine devam eder. “Geçen gün gazetede okumuştum. Zavallı bir kadın iki erkek tarafından cinsel tacize uğramıştı. Allaha şükür kaçabilmiş ve polise suç duyurusunda bulunmuştu. Emniyet güçlerimi o adamları dört saatten kısa bir sürede yakaladı. O iki kişi suçlarını iki saatten daha az bir sürede itiraf ettiler; ama keşke tek suçları bu olsaydı. 35 tane daha cinsel taciz vakaları varmış. Otuzbeş taciz vakası; ancak bir tek şikâyet bile yok Nasıl olur da bu memleket otuz beş cinsel taciz vakası gerçekleştiği halde bir mağdur bile şikâyette bulunmuyor. Bunun sebebi nedir?”

35 şikâyet vakası ve bir tek şikâyet bile yok. Fotoğrafı filmden hayata çevirsek binlerce vaka sessizce kanıyor ve bir tek şikâyet bile yok. Bu neyin örtüsü.

“Şşşş Sezsiz ol. Sakin! Kızlar bağırmaz. Kızlar çığlık atmaz.”

Burada ailelerin itibarları konusuna değinmiştik. Tıpkı Şirin’in avukatının dediği gibi. Sebebi kurbanın ve kurbanın ailesinin itibarını korumak amacıyla, akrabaları arasındaki ve çevresindeki itibarlarını korumak amacıyla. Suçlunun yanında yer alarak suçlunun suçunu örtbas etmeleridir.

Neden ve hangi adla mağdur edilen bir kimse yıllarca kendisinden nefret ederek yaşamaya razı olmalı?

Hem de sesini çıkarmamalı ve hiçbir yere şikâyette bulunmamalı?

Neden?

Doğduğumuz andan beri kulağımıza sürekli söylenen sözlerden olabilir mi?

Şşşş Sezsiz ol’ Sakin! Kızlar bağırmaz.

Kızlar çığlık atmaz.

Her suçun yargılanması her ne kadar hukuk kuralları deterministse de karmaşık bir süreçtir. Her yargı, hukukun kurallarının yanı sıra kısmen yargıcın vicdanını da taşır. İnsanın vicdanı devreye girdiğinde, adeta bağırarak hemen sonuç almak ister. İntikam, öç almak ya da çabuk yargı; aklın ve iradenin değil limbik sistemin tepkisidir. Yani öğretilmiş bir bilgi ve bir yemindir.

Bugünlerde tecavüz ve taciz olaylarında sık sık ya protestolar ya da linç girişimleri var. Vicdan kurbandan yana olsa da bütün çirkinliklerin karşılığını bulması hatta dünyadan silinmesini istemek doğal bir tepkir ve haklı bir istençtir. Ancak önümüzdeki mesele şudur. Hukuka göre mi davranacağız; kafamıza göre mi? İlke ve kanunlar mı uygulanacak limbik sistem emirleri mi?

“El aman dikkat” diyesim geliyor. Haklı olduğumuzda suç işlemek doğru olsaydı, kazandığımız zaman kumar oynamayı da meşru ya da sevap saymamız gerekirdi.

Yorumlar (0)
10°
parçalı az bulutlu
Namaz Vakti 29 Mayıs 2020
İmsak 03:36
Güneş 05:26
Öğle 13:00
İkindi 16:56
Akşam 20:25
Yatsı 22:06
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 26 53
2. Başakşehir 26 53
3. Galatasaray 26 50
4. Sivasspor 26 49
5. Beşiktaş 26 44
6. Alanyaspor 26 43
7. Fenerbahçe 26 40
8. Göztepe 26 37
9. Gaziantep FK 26 32
10. Denizlispor 26 31
11. Antalyaspor 26 30
12. Gençlerbirliği 26 28
13. Kasımpaşa 26 26
14. Konyaspor 26 26
15. Malatyaspor 26 25
16. Çaykur Rizespor 26 25
17. Ankaragücü 26 23
18. Kayserispor 26 22
Takımlar O P
1. Hatayspor 28 53
2. Erzurum BB 28 47
3. Bursaspor 28 46
4. Adana Demirspor 28 45
5. Akhisar Bld.Spor 28 45
6. Fatih Karagümrük 28 43
7. Altay 28 43
8. Ümraniye 28 40
9. Giresunspor 27 38
10. Keçiörengücü 28 35
11. Balıkesirspor 28 35
12. Menemen Belediyespor 28 35
13. İstanbulspor 27 33
14. Altınordu 28 31
15. Boluspor 28 25
16. Osmanlıspor 28 24
17. Adanaspor 28 20
18. Eskişehirspor 28 17
Takımlar O P
1. Liverpool 29 82
2. Man City 28 57
3. Leicester City 29 53
4. Chelsea 29 48
5. M. United 29 45
6. Wolverhampton 29 43
7. Sheffield United 28 43
8. Tottenham 29 41
9. Arsenal 28 40
10. Burnley 29 39
11. Crystal Palace 29 39
12. Everton 29 37
13. Newcastle 29 35
14. Southampton 29 34
15. Brighton 29 29
16. West Ham 29 27
17. Watford 29 27
18. Bournemouth 29 27
19. Aston Villa 28 25
20. Norwich City 29 21
Takımlar O P
1. Barcelona 27 58
2. Real Madrid 27 56
3. Sevilla 27 47
4. Real Sociedad 27 46
5. Getafe 27 46
6. Atletico Madrid 27 45
7. Valencia 27 42
8. Villarreal 27 38
9. Granada 27 38
10. Athletic Bilbao 27 37
11. Osasuna 27 34
12. Real Betis 27 33
13. Levante 27 33
14. Deportivo Alaves 27 32
15. Real Valladolid 27 29
16. Eibar 27 27
17. Celta de Vigo 27 26
18. Mallorca 27 25
19. Leganés 27 23
20. Espanyol 27 20

Gelişmelerden Haberdar Olun

@