Siyasi mücadelede kökten değişimi savunanların bıçak sırtında bir dengede yürüdükleri tehlikedir yabancılaşmak... Özü itibariyle değişim mücadelesi korunması öyle zor bir pozisyondur ki kendinizi birden bire yabancılaşma duygusunun içerisinde bulabilirsiniz. Tarihimizde çok fazla örneği vardır. Önce büyük bir hevesle bir değişim kavgasının içerisine girilir. Ülkeyi yönetenlerden nefret edilir, ülkede yönetimi değiştirme amacıyla başka ülkelerin sundukları imkanlar kullanılır, zorunlu kalınırsa o ülkelere kaçılır, mücadele oradan yürütülmeye çalışılır. Zamanla öyle bir noktaya gelinir ki ülke ile yönetenler ayrımı yapılamaz olur ve yöneticilere olan nefret zamanla ülkeye yönelmeye başlar... Çünkü zihinlerde ülke ile yönetenler eşitlenmiştir. Tüm olumsuzluklar yöneticilerle birlikte ülkeye de yüklenir. Ama muhatap içine düştüğü durumun farkında değildir ne yazık ki... O hala yöneticilere karşı mücadele verdiğini sanmaktadır ama nefreti yöneticileri aşıp tüm bir ülkeye yönlenmiştir... 

Siyasette yabancılaşma süreci aşağı yukarı bu aşamalarda gerçekleşir. Halk için yola çıktığını söyleyenler yöneticilere olan nefretlerini halka da yönlendirebilirler. Çünkü onlara göre yöneticileri başta tutan bu halktır. Hatta kendi kişisel dramlarının müsebbibi de kendilerini sahiplenmeyen halktır...

Ülkemizin siyasi tarihinde okumuş yazmış tayfada çok eskilere kadar giden bir ülkeyi ve halkı kurtarma sevdası vardır. Bakıldığında belki de tarihimizde her bir okumuş yazmış kişi hakikatte ne olduğundan önce bir siyasi kurtarıcı misyonu biçmiştir kendine. Sanatçı sanatçı olmaktan çok, bilim adamı bilim adamı olmaktan çok, asker asker olmaktan çok vs. ülkeyi kurtaracak seçilmiş sınıftır sanki. Elbet de bu yanlış tutum çoğunlukla hüsrana uğrar ve bu yöndeki girişimler de ülkeye ve halka çok da kurtarıcılık olarak yansımaz. Ülke ve halk onların nezdinde yüzyıllardır kurtarılmayı bekleyip duruyor.. 

Son zamanlarda muhalif cenahın niçin ülkenin iyiliğine olan her bir duruma sevinmeyip tersine üzüldüğünü şaşarak birbirimize soruyoruz. Ülkenin bilimde, ekonomide, askeri alanda vs. olumlu gelişmeleri bu cenahı sanki üzüyor. Olumlu hiçbir gelişme hakkında sevinç duyamıyorlar. 

Ben böyle davranmalarını ülkeye düşman olduklarından, ülkenin kötülüğünü istediklerinden yaptıklarını düşünmüyorum. Şöyle düşünüyorum; kendilerine yükledikleri kurtarıcılık misyonuyla birlikte yöneticilere olan nefretleri, yöneticileri başta tutan halka ve ülkeye sirayet ediyor. Farkında olmadan ülkeye ve halka yabancılaşıyorlar. Ne kadar değiştirmeye tutkulu ve inançlılarsa yabancılaşmaları o kadar hızlı ve güçlü oluyor..