banner209

27.06.2020, 17:00 1045

Yılmaz Karaca mı, Yılmaz Büyükerşen mi?

Öteden beri, hem de çok ötelerden beri anlatmaya çalışırım. Dünyanın neresine giderseniz gidin, bir şehrin gelişmişlik düzeyi ile o şehrin basınının kalitesi birbiriyle iç içedir…
Gelişmiş bir şehirde gelişmemiş bir basın bulamazsınız, tıpkı gelişmemiş bir şehirde gelişmiş basını ancak bir süre bulabileceğiniz gibi. Bir şehirde basın, şehrin önüne geçmiş ve gelişmişse şehir de bir süre sonra arkasından gelip gelişmek zorunda kalır…
Tabii burada bahsedilen “basın” kavramı ya da siz isterseniz “medya” deyin, şu anda Türkiye ve Eskişehir’de olduğu halinde bahsedilmiyor…
Nasıl ki olması gereken “muhalefet” anlayışı vardır, bahsettiğim “basın” için de aynı minvalde anlatıyorum…
Gerçek basın, iktidardakini, kendi siyasi görüşüne ya da yönetenlerin kendi isteğine göre eleştiren ya da öven değil; şehrinin ya da ülkesinin iyiliği için, iktidardakine iş yaptıran, yaptığı yanlış işleri engelleyendir…
Türkiye’de ve Eskişehir’de şu sıralarda “gerçek bir basından” söz etmek imkânsızdır, yaşadığımız süre içinde basın dediğimiz “şey” artık “mahallelerin basınına” dönüşmüştür…
Medya, bu haliyle, yapılan iş ya da icraatla ilgilenmek yerine, “kimin” ne yaptığı ya da ne söylediğiyle ilgilenir…
Türkiye’de iktidara muhalif basın da iktidarın yanındaki basın da bu haldedir…
Eskişehir’de de böyle…
Şehrimizde şu anda yereldeki iktidar olan Yılmaz Büyükerşen hakkında gerçekten ayağı yere basan eleştiriler yapan, yapabilen kaç gazeteci vardır?
Birkaç…
Demek ki, Eskişehir’de, şehrinin iyiliği için doğru düzgün gazetecilik yapan bir basından söz etmemiz imkânsıza çok yakın…
Bu düşüncelerimi neden sizlerle paylaşıyorum?
Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanının resmi danışmanı Kemal Aydoğmuş, bundan yaklaşık iki hafta önce “Kımıl kımıl Yılmaz Karaca…” başlığıyla bir yazı yazdı…
Önce, benim çok değerli bulduğum ve önemli tespitler içerdiğini düşündüğüm yazıdan bölümler okuyalım…

***

Uzunca bir süredir Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı…
Son birkaç yıldır, Atilla Sertel’in milletvekili olması nedeniyle Türkiye Gazeteciler Cemiyet Başkanı…
Aman Allahım…
O ne saltanat, o ne muhabbet…
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı (Yılmaz Karaca aslında Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı, TGC başka bir şey. hk) olmak, kallavi bir şey…
Dişe dokunur, ilgiden muaf olmayacak bir şey…
Duyanlar zanneder ki, gazeteciler üzerinde amansız derecede etkili, gazeteciler üzerinde sonsuz bir iktidar sahibi…
Öyle mi?
Asla değil…
Atilla Sertel’in her ne sebeple olsa kendisine bıraktığı Cemiyet Başkanlığını, galiba biraz da fazlaca umursayıp, kendince bir ibadet usulü geliştirmesine odaklanmak gerekiyor…
Asla, dikkate alınmıyor…
Kendi yaşadığı şehirde, Basın İlan Kurumu’nu musallat ettiğinden beri biraz da olsa inananları, terk ettiler…
Ama o hala, Eskişehir yerel basınını dizayn etmekte kararlı görünüyor…
Onca vazifesi, onca sorumluluğu arasında, buna da vakit ayırıyor ve yeni gelişimleri, yeni yapıları elinin tersiyle itmek konusunda kendisini sorumlu hissediyor…
Ama, kuşkusuz yanılıyor…
Sığındığı siyasal cephenin Eskişehir ne anlama geldiğini anlamakta güçlük çekiyor…

Yılmaz Karaca,
Nicedir, bu şehir için bir yüktür…
Bir zahmet, katlanılması zorunlu hissedilen bir ihtimaldir…
Yani bir kandırmacadır…
Bu şehirde 50’dir 60’tır, sayılacak kadar gazeteci var…
Ve bunlar içinde sayın ki, Yılmaz Karaca ve ekibinin bu şehre bir damla faydası olduğunda ısrarcı olsun…
Yoktur…
Bulamazsınız…
Bugüne kadar insanlar hakkında, direkt kişilikleri ve kimlikleri üzerinde yazı yazmamaya gayret ettim…
Ancak sabır ve cebir nereye kadar?

***

Yılmaz Karaca, yaklaşık 40 yıldır Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığı görevini yürütüyor, Allah uzun ömür versin, bir kırk yıl daha yürüteceğe benziyor…
İşte tam da bu yüzden, Kemal Aydoğmuş’a katılıyorum ve bugün Eskişehir’de basının halini “içler acısı” buluyorsak, bunda Yılmaz Karaca’nın büyük etkisi vardır, diyorum…
Ve belki de en birinci sorumlusu Yılmaz Karaca’dır…
Bu konudaki şahitliğim, Kemal Aydoğmuş’tan bile yukarıdadır. Zira kendisi, benim gibi üniversiteden, “Basın Yayın” mezunu olmakla birlikte, gazetecilikle, özellikle ‘Eskişehir’de gazetecilik” ile benim kadar iştigal etmemiştir. Gazeteciliğin yöneticilik kısmıyla değil, sadece yazarlık ve muhabirlik dallarıyla ilgilenmiş, işin mutfağında çok da fazla bulunmamayı tercih etmiştir…
Yılmaz Karaca hakkındaki tespitleri doğru, ancak eksiktir…
30 yıla yaklaşan meslek hayatımda, Yılmaz Karaca’nın tercihlerinde “Eskişehir Basını’nı büyütmek” olmadığına şahitlik ederim, hatta “Yılmaz Karaca, Cemiyet Başkanı olarak Eskişehir Basını’nın güdük kalması için çalışmıştır” diyenlere de itiraz etmem, kenara çekilir, dinlerim…
Peki, öyleyse, Kemal Aydoğmuş’un yazdıklarıyla ilgili bir tartışma başlatmayacaksam, niye buraya aldım ve sanki sadece biz gazetecileri ilgilendiriyor gibi görünen bir konuyla sizleri neden meşgul ediyorum?
Yazımın başında belirttiğim gibi…
Eskişehir, bugün gelişmiş bir şehir olarak önümüzde duruyorsa bunda tabii ki basınının da payı vardır…
Eskişehir Basını, 1970 ve 1980’lerde, Türkiye’deki efsane halindeydi. (Bu durumdan, Kemal Aydoğmuş’un, “bugün yanından ayrılanlar” dediği birkaç kişinin de övülesi sorumluluğu vardır.)
Ancak ne hikmetse özellikle 2000’li yıllardan sonra, şehir için ayağı yere basan muhalefet anlayışını yitirmiştir. Eskişehir Basını’nda istihdam edilen kişiler, düşük maaş ile çalışmayı kabul edip hayat standartlarını “Meslekleri dışında” gösterdikleri becerilerle elde etmek zorunda kalmışlardır…
Yılmaz Karaca, bu durumdan da sorumludur efendim…
Peki, bu durum en çok kimin işine gelir?
Bir gazeteci, düşük maaş aldığı, hak ettiği parayı kazanamadığı için hak ettiği hayat standardına ulaşmak konusunda basit ve kolay yollara tenezzül etmek zorunda kalırsa…
Bu durum en çok kimin işine gelir efendim, onu soruyorum?
Sürekli “cemiyet başkanı” olmak isteyen Yılmaz Karaca’nın işine gelir, ama sorduğum o değil…
 
***

Yazımın başlığında sadece “Yılmaz Karaca” ismini değil de “Yılmaz Büyükerşen” ismini de tercih etmemin iki sebebi var efendim!
Birincisi, Murat Atikel!
Yazıları, benim yazılarımdan fazla okunuyor ve sanıyorum bunda, yazı başlıklarına, Yılmaz Büyükerşen ve Kazım Kurt isimlerini koymasının büyük etkisi var!
İkincisi de son sorumun yanıtı olması efendim…
Kemal Aydoğmuş’un çok yerinde güzel tespitlerle dolu yazısı, yayımlandığı gazetenin internet sitesinde yok, demek ki kaldırılmış…
Sanıyorum, Yılmaz Karaca ile ilgili yazdıklarının biraz kurcalanınca, danışmanlığını yaptığı Yılmaz Büyükerşen’e ulaşacağını keşfetmişler efendim…
Yılmaz Karaca, başkanlığını yaptığı mesleğin mensuplarının gelişmesi için hiçbir çaba göstermedi yıllarca, bu yolda yürümek isteyenleri ya durdurmaya ya da onlara kara çalmaya çalıştı…
Ve bu yüzden sıkıntı yaşayan meslektaşlarımın bu durumundan en fazla faydalanan kişi de, Eskişehir’in son 20 yılının ‘mutlak’ iktidarı olduğu için, Yılmaz Büyükerşen’dir efendim…
Kemal Aydoğmuş, o birbirinden güzel yazılarından, bugünkü hayat standardında yaşayabilecek kadar para kazanabilseydi; Yılmaz Büyükerşen’in danışmanlığını yapmayı değil de kendisine ‘yazılarıyla’ destek olmayı tercih ederdi belki de…
Kim bilir?
 

Yorumlar (0)
24°
gök gürültülü hafif yağmurlu
Namaz Vakti 07 Temmuz 2020
İmsak 03:38
Güneş 05:30
Öğle 13:08
İkindi 17:04
Akşam 20:36
Yatsı 22:20
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Başakşehir 30 63
2. Trabzonspor 30 61
3. Sivasspor 30 54
4. Galatasaray 30 52
5. Beşiktaş 30 50
6. Fenerbahçe 30 49
7. Alanyaspor 30 48
8. Göztepe 30 38
9. Gaziantep FK 30 38
10. Antalyaspor 30 37
11. Kasımpaşa 30 36
12. Gençlerbirliği 30 32
13. Denizlispor 30 32
14. Kayserispor 30 31
15. Konyaspor 30 30
16. Malatyaspor 30 29
17. Çaykur Rizespor 30 29
18. Ankaragücü 30 25
Takımlar O P
1. Hatayspor 32 60
2. Erzurum BB 32 56
3. Adana Demirspor 32 55
4. Bursaspor 32 55
5. Akhisar Bld.Spor 32 54
6. Fatih Karagümrük 32 53
7. Altay 32 51
8. Ümraniye 32 44
9. Keçiörengücü 32 44
10. Giresunspor 32 44
11. Menemen Belediyespor 32 42
12. İstanbulspor 32 37
13. Balıkesirspor 32 35
14. Altınordu 32 33
15. Boluspor 32 30
16. Osmanlıspor 32 27
17. Adanaspor 32 21
18. Eskişehirspor 32 12
Takımlar O P
1. Liverpool 33 89
2. Man City 33 66
3. Leicester City 33 58
4. Chelsea 33 57
5. M. United 33 55
6. Wolverhampton 33 52
7. Arsenal 33 49
8. Sheffield United 33 48
9. Burnley 33 46
10. Tottenham 32 45
11. Everton 32 44
12. Newcastle 33 43
13. Southampton 33 43
14. Crystal Palace 33 42
15. Brighton 33 36
16. West Ham 33 31
17. Watford 33 28
18. Aston Villa 33 27
19. Bournemouth 33 27
20. Norwich City 33 21
Takımlar O P
1. Real Madrid 34 77
2. Barcelona 34 73
3. Atletico Madrid 34 62
4. Sevilla 33 57
5. Villarreal 34 54
6. Getafe 34 53
7. Real Sociedad 34 51
8. Athletic Bilbao 34 48
9. Valencia 34 47
10. Granada 34 47
11. Osasuna 34 45
12. Levante 34 43
13. Real Valladolid 34 39
14. Real Betis 34 38
15. Deportivo Alaves 34 35
16. Eibar 33 35
17. Celta de Vigo 34 35
18. Mallorca 34 29
19. Leganés 34 28
20. Espanyol 34 24

Gelişmelerden Haberdar Olun

@