Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM 28. Dönem 5. Yasama Yılı Açılış Programı’nda Genel Kurula hitap etti. Siyasi partilerin önceliğinin Türkiye olması gerektiğini belirten Erdoğan; ekonomi, deprem bölgesindeki çalışmalar, fon piyasasında yaşanan sorunlar ve yeni anayasa konusunda değerlendirmelerde bulundu.
“Gazilikle İki Kez Müşerref Olan Tek Meclis”
Yeni yasama yılının ülke, millet, Meclis, demokrasi, gönül coğrafyası ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, şöyle konuştu: “Sizlerin şahsında, mensubu ve hizmetkarı olmakla şeref duyduğum aziz milletimin her bir ferdine, en doğusundan en batısına, cennet vatanımızın 7 bölgesinde, 81 ilinde, 922 ilçesinde yaşayan tüm vatandaşlarıma, buradan selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Dünyanın farklı ülkelerinde milletimizi en güzel şekilde temsil eden, başarılarıyla iftihar ettiğimiz yurt dışındaki vatandaşlarımıza da en kalbi muhabbetlerimi iletiyorum.”
Erdoğan, Meclisin tarihine ilişkin, “Dünyada gazilikle iki kez müşerref olan tek meclis, Türkiye Büyük Millet Meclisidir” ifadesini kullandı.
İktidar Dönemindeki Çalışmaları Anlattı
İktidarlarının bir ay sonra 24’üncü yıl dönümüne ulaşacağını belirten Erdoğan, bu süreçte istikrarlı ve kararlı biçimde çalıştıklarını söyledi. Erdoğan, “Ekonomiden demokrasiye, iç siyasetten dış politikaya, eğitimden sağlığa, adaletten emniyete, ulaştırmadan şehirleşmeye, enerjiden tarıma kadar ülkemizi ilgilendiren her alanda çok önemli adımlar attık.” dedi.
455 Bin 357 Konut ve İş Yeri Teslim Edildi
6 Şubat depremlerinin üzerinden 3,5 yıldan fazla süre geçtiğini hatırlatan Erdoğan, hayatını kaybedenlerin acısının sürdüğünü belirtti. Deprem bölgesindeki çalışmalara ilişkin şu açıklamayı yaptı: “Milletimize verdiğimiz sözü bir kez daha tuttuk. Asrın inşasını tamamladık. Toplam 455.357 konut ve iş yerini hak sahibi kardeşlerimize teslim ettik.”
Erdoğan, 11 ilin yeniden ayağa kaldırıldığını ve deprem bölgesinin ihyası için cari fiyatlarla 5,4 trilyon lira harcandığını söyledi. Bölgedeki savaş ve krizlere rağmen Türkiye’yi kalkınma ve büyüme rotasında tuttuklarını ifade etti.
Fon Piyasasına İlişkin Açıklama
Fon piyasasının bir bölümünde ortaya çıkan soruna da değinen Erdoğan, çözüm sürecinde hakkaniyet ve adaletin gözetildiğini söyledi. Erdoğan, “Sermaye piyasası kuralları çerçevesinde hakkaniyet ve adaleti gözeterek, kimsenin hakkını kimseye yedirmeden bu meseleyi süratle çözüyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Çatışma ve Kutuplaştırmanın Yerini Uzlaşma Almalıdır”
Türkiye’nin ve Türk milletinin kaybetmeye tahammülü olmadığını belirten Erdoğan, bu mücadelede en büyük görevin milletin temsilcileri olarak siyaset kurumuna düştüğünü söyledi. Farklı siyasi partilerin her meselede aynı düşünmesini beklemediğini ifade eden Erdoğan, farklı fikirlerin Türkiye ve Türk demokrasisi için zenginlik olduğunu vurguladı. Erdoğan, “Ancak her siyasi partinin önceliği Türkiye olmalıdır, olmak zorundadır.” dedi.
Siyasi partilerin kendi tabanlarından ve Türkiye’nin iç dinamiklerinden güç alması gerektiğini belirten Erdoğan, şöyle devam etti: “Her siyasi parti, Türkiye'nin kendi iç dinamiklerinden, kendi tabanından güç ve ilham alarak Türkiye merkezli siyaset icra etmelidir. Çatışma ve kutuplaştırmanın yerini uzlaşma ve hoşgörü almalıdır. Türkiye'nin milli menfaatlerinde, milletimizin her bir ferdini ilgilendiren konularda, siyaset tam bir mutabakat zemininde buluşabilmelidir. Biz buna 'iç cephenin tahkim edilmesi' diyoruz. Biz buna 'büyük Türkiye mutabakatı' diyoruz.”
‘’Türkiye Bu Ayıptan Kurtulmalıdır’’
Yeni yasama yılının Kanun-i Esasi’nin ilanının 150’nci yıl dönümüne denk geldiğini hatırlatan Erdoğan, anayasal devlet girişimlerinin daha eskiye uzandığını belirtti.
“Kanun-i Esasi'nin üstünden geçen 150 yıla rağmen yeni anayasa bahsi, Türk siyasetinin önünde bir 'imtihan kağıdı' olarak halen duruyor.” diyen Erdoğan, Türkiye’nin anayasa tecrübelerinde teknik veya siyasi eksiklikler bulunabileceğini söyledi.
Vesayetçi sistemden kurumsallaşmış demokrasiye geçişte önemli mesafeler alındığını ifade eden Erdoğan: "Açık söylüyorum, milletimiz buna ne layıktır ne de razıdır. Türkiye, bu ayıptan mutlaka kurtulmalıdır. Başka hiçbir gerekçesi olmasa dahi, üstüne bastığımız zemine düşen bu gölgeyi kaldırmak, sistemi bu lekeden arındırmak, harekete geçmek için yeterli bir nedendir. Bu yönüyle yeni ve sivil bir anayasa hedefi, Türk demokrasisinin rüştünü ispat mücadelesidir. Millet egemenliğinin kalpgahı olan bu Gazi Meclisimiz, her dönem ve her koşulda anayasa yapmaya ehildir, yetkilidir. Fakat sahip olduğu siyasi çeşitlilik hasebiyle içinde bulunduğumuz dönem, bir anayasa teşebbüsü için belki de en ideal dönemdir.




