Eskişehir'de Tepebaşı Belediyesi bünyesindeki doğrudan temin yoluyla yapılan hizmet alımlarında usulsüzlük ve kamu zararı oluştuğu iddialarına ilişkin açılan davanın ilk duruşması görüldü.
Eskişehir 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde sanıklar ve avukatları savunmalarını yaparken, organizasyon sahibi D.A.'nın yaklaşık 15 yıl boyunca baskı ve tehdit altında para aktardığı yönündeki iddiaları dikkat çekti. Mahkeme, tutuklu sanıklardan 5'inin tahliyesine, 7 sanığın tutukluluğunun devamına ve daha önce tahliye edilen M.Ç.'nin yeniden tutuklu yargılanmasına karar verdi.
Tepebaşı Belediyesi Davasında İlk Duruşma
Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, Tepebaşı Belediyesinin Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü ile Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğünün çeşitli organizasyon, ikram, yemek ve promosyon alımlarında usulsüzlük yapıldığı iddia edildi. Soruşturmada, doğrudan temin yoluyla gerçekleştirilen hizmet alımlarında 'zimmet' ve 'suça iştirak' suçlarının işlendiği ileri sürüldü.
Eskişehir Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü ekiplerinin çalışmaları, MASAK, bilirkişi ve Vergi Denetim Kurulu raporlarıyla birlikte değerlendirildi. İncelemelerde teknik şartnamelerin oluşturulmadığı, piyasa fiyat araştırmalarında sahte veya yanıltıcı teklif mektuplarının kullanıldığı belirtildi.
Ayrıca belediye kaynaklarından paravan şirketlere aktarıldığı öne sürülen milyonlarca liranın, nakit çekimler, kişisel hesap hareketleri ve kripto varlık platformları üzerinden sistem dışına çıkarıldığı iddia edildi.
"Hesabıma Aktarılan Parayı Kendilerine Teslim Ediyordum"
Davada adli kontrol altında yargılanan organizasyon sahibi D.A., mahkemedeki savunmasında belediyeyle yürüttüğü organizasyon işlerine ilişkin iddialarda bulundu.
İlk yıllarda çalışmaların sorunsuz ilerlediğini, ancak daha sonra dışarıdan getirilen yemeklerin kendi organizasyonunda hazırlanmış gibi gösterilmesinin istendiğini öne süren D.A., şu ifadeleri kullandı: "Bir süreçte tüm organizasyonlar, sözleşmede de belirtildiği gibi ilk yıllarda sorunsuz bir şekilde rutininde devam ediyordu. Her yemek Tepebaşı Belediyesi'nden gelip servis ediliyordu. Fakat yıllar geçtikçe bu düzen değişti; dışarıdan getirilen yemeklerin benim organizasyonum bünyesinde yapılmış gibi gösterilmesi istendi. Bu talep Seyit isimli şahıs tarafından iletildi. Faturaların tutarlarına kadar her şeyi kendileri belirliyordu. Normal şartlarda dışarıda 400 bin TL giderim varsa 500 bin TL fatura keser, 100 bin TL kâr elde ederim. Ancak belediye işlerinde yemeği ve diğer tüm kalemleri kendileri karşıladığı için benim fiili masrafım yaklaşık 35 bin TL civarında kalıyordu. Ben yine 100 bin TL alıyorsam, arta kalan yaklaşık 400 bin TL'yi Seyit'in talimatıyla belirli adreslere elden götürmemi ya da işaret edilen hesaplara aktarmamı istiyorlardı. Hesabıma aktarılan parayı en geç bir saat içinde bankadan çekip kendilerine elden teslim ediyordum"
D.A.: "15 Yıldır Baskı ve Tehdit Altında Kaldım"
İddialarını sürdüren D.A., kendisine yöneltilen talepleri yerine getirmediğinde tehdit edildiğini savundu.
Fatura tutarlarının zamanla yükseldiğini ve şirketinin vergi borçları nedeniyle maddi sıkıntılar yaşadığını anlatan D.A., şöyle konuştu: "Dediklerini yapmadığım takdirde beni açıkça tehdit ediyorlardı. Bu çarkın içine zorla sokuldum. Zamanla fatura tutarları çok yükseldi. 'Ben yanlış bir şey yapmıyorum' dediğimde ise, 'Eğer dediklerimizi yapmazsan bu salonları sana başkanın mı verdiğini sanıyorsun? Ben veriyorum' diyerek üzerimde baskı kurdular. Son dönemlerde artık kendi cebimden harcama yapar hale gelmiştim. Şirketime yansıyan KDV tutarlarını dahi benden tahsil ediyorlardı; bu süreçte evime icra geldi. Seyit'e bu durumu belediye başkanına bizzat aktaracağımı ilettiğimde, birikmiş KDV borçlarımın yalnızca bir kısmını kapattı. Ardından taleplerini yerine getirmeyi reddettiğimde, daha önce tehdit ettiği üzere salonu elimden aldı. Yaklaşık 15 yıldır bu süreci baskı ve tehdit altında sürdürmek zorunda kaldım"
"Gerçekleşmeyen Organizasyonlara İmza İstendi"
D.A., kendi işletmesinde yapılmayan organizasyonlara ilişkin belgeleri imzalamasının istendiğini de öne sürdü. İddialarına ilişkin WhatsApp yazışmaları, banka dekontları ve faturaların bulunduğunu belirten D.A., özellikle 2016-2017 yıllarından sonra aktarılan tutarların arttığını savundu.
D.A., ifadesinde şunları söyledi: "Sürece dair WhatsApp yazışmaları, tüm banka dekontları ve kesilen faturalar mevcuttur. Özellikle 2016-2017 yıllarından sonra usulsüz aktarılan rakamlar katlanarak arttı. Ekmeğimden olmamak, işimi kaybetmemek adına maddi zarara uğramama ve sistematik mobbinge maruz kalmama rağmen uzun süre sessiz kaldım. Ayrıca kendi salonumda hiç gerçekleşmemiş organizasyonlara ait fotoğrafları bana gönderip fatura ve teslim tutanaklarını imzalatmak istediler; işletmemde yapılmadığı gerekçesiyle bu evrakları imzalamayı reddettim. Organizasyonlara dışarıdan personel getiriyor, bu çalışanların sigorta girişlerini ise benim şirketim üzerinden göstermemi dayatıyorlardı"
D.G.'nin Avukatından Tutukluluğa İtiraz
Duruşmada sanık D.G.'nin avukatı, müvekkilinin suçlamalara konu dönemde yönetici statüsünde bulunmadığını savundu. D.G.'nin olay tarihinden iki ay önce yönetici olduğunu belirten avukat, zimmet suçlamasına karşı çıkarak 175 bin liralık zararı gidereceklerini bildirdi.
Avukat, savunmasında şu ifadeleri kullandı: "Şimdi iddianamede ısrarla müvekkilimizin yönetici olduğu, yönetici olmasından kaynaklı zimmet fiiline müşterek fail olarak katıldığını iddia edip, savcımız beyan ediyor. Olay tarihinden iki ay önce müvekkilim yönetici olmuş, memuriyetle alakası yok. Mevcut suç tarihlerinde müvekkilimiz işçi statüsünde, zimmet suçu kapsamında olamaz. Anlatmadan önce 175 bin liralık zararı gidereceğimizi bildireyim. Ö.E. ile müvekkilim nişanlı. Yıllardır süren bir ilişkileri var. Kendisinin başkaca hiçbir kişiyle alakası yok. Sosyal medyada çıkan asılsız ve rezil haberler sebebiyle CHP'li belediyelerin yaptığı fiillerle bir arada anıldığı için müvekkilimiz tutuklandı. Başkaca hiçbir bu kapsamda beyan yok"
Ö.E.: "Gönderdiğim Paralar Kendi Şahsi Alışverişlerimle İlgili"
Mahkemede savunma yapan tutuklu sanık Ö.E. ise hesabındaki nakit hareketlerinin kendi gelirlerinden kaynaklandığını belirterek suçlamaları reddetti.
D.A.'nın vergi borçları ve ihale süreci nedeniyle kendilerini suçladığını ileri süren Ö.E., şu ifadeleri kullandı: "Nakit olarak çektiğim paralar kendi gelirim. Yıllardır kirada olan bir yerimiz vardı, bahse konu şahıs oranın kiracısıydı. Zaten 2025'in sonlarında 'vergi borcum var' falan diye gelmeye başladı. Bizim arkadaşlarıma 'Ben yandım, siz de yanın' diye mail attı. Onun yüzünden buradayız. Vergi borcu kısmı şu şekilde: '1 milyon 800 bin ödendi' dedi ama öyle bir şey yok. İhaleyi kaybettiği için ve son zamanlarda CHP belediyelerine karşı yapılan operasyonlardan etkilenip böyle bir şey yaptı sanırım. 2024 yılında belediye bütçesinden karşılayacağımız bazı etkinlikler vardı, 740 bin lira tarzı bir şeydi. Kendisi ile muhatabım olmasın diye vergi dairesine ödedim. Makamım gereği beni çok kişi aradı; başkanın beni aradığını, malzemeyi teslim ettiğini söylüyorlar. Sonuç olarak 6 aydır tutukluyuz. Arkadaşlarımdan özür dilerim; ben para gönderdiğim için çoğu kişi burada. Reşit olmayan bir kızım var. Gönderdiğim paralar benim kendi şahsi alışverişlerimle ilgili olan paralardır"
S.Y.: "Şahıs İhaleyi Kaybetti ve Bu İftiralar Başladı"
Sanık S.Y. de hakkındaki suçlamaları kabul etmediğini belirterek, dosyadaki iddiaların delile dayanmadığını savundu. 1 Aralık 2023 tarihinde memurluktan istifa ettiğini belirten S.Y., belediyedeki görevi sırasında kanunsuz talimat vermediğini söyledi.
Düğün salonu ve etkinlik alanlarının belirlenmesinde kapasite ile ulaşım koşullarının dikkate alındığını aktaran S.Y., savunmasında şu ifadelere yer verdi: "İfade edilen şeyleri kesinlikle kabul etmiyorum; tamamı asılsız iddialardan ibarettir, hiçbir tanesi delil değildir. Mülkiye başmüfettişinin raporunda sadece 2-3 tane eksik evrak olduğu söyleniyor, Sayıştay raporu da aynısını söylüyor. 1 Aralık 2023 tarihinde memurluktan istifa ettim; 187 ve 197. eylemden itibaren yönetimde zaten yokum. Tepebaşı Belediyesi'nde amir olduğum için arkadaşlara elbette talimatları ben vereceğim, ama kanunsuz bir talimat vermedim; arkadaşlar da 'Biz böyle bir talimat almadık' diyorlar. Dosyada 17 arkadaşımızın imzası var, gelip ifade vermeye gelen 7 kişiyiz; bu arkadaşlar sadece benim verdiğim işleri yaptıkları için buradalar. Düğün salonu veya etkinlik alanı seçilirken 1000 kişinin üstünde kapasiteye bakarız; Eskişehir halkı da bilir, 1000 kişilik salondan aşağı kolay kolay etkinlik yapmayız. Bu bölgeyi seçmemizdeki sebep ise çevresindeki Sütlüce, Yeşiltepe, Şirintepe ve Esentepe mahallelerine eşit mesafede ve en fazla 25-30 dakika yürüme mesafesinde olmasıdır. Belediyemiz İştirakler Müdürlüğü kurup düğün salonu kiralama ihalesini iptal edip bünyesine alınca, şahıs ihaleyi kaybetti ve bu iftiralar başladı"
MASAK Raporundaki Para Hareketlerine Yanıt Verdi
S.Y., MASAK raporunda yer alan hesap hareketlerine ilişkin de açıklama yaptı. 2016 yılındaki 300 bin liranın üzerindeki para hareketinin kız kardeşine ait aracın satışından kaynaklandığını savunan S.Y., oğlunun Batıkent'teki kafe işletmesine yardımcı olduğunu söyledi.
Banka hesapları ve baz istasyonu kayıtlarına ilişkin iddiaları da reddeden S.Y., açıklamasını şöyle sürdürdü: "MASAK raporunda 2024 yılında hesabımda hareket olduğu söyleniyor; ben emekli olmuşum, maaş gelmiyor, başka hiçbir şey yok. Bahsedilen 300 küsur bin liralık para konusu ise 2016 yılında kız kardeşimin Honda CR-V marka engelli plakalı aracının satış parasıdır; çocuğum yeni iş kurarken kardeşimin rızasıyla oğluma sermaye olarak aktarılmıştır; 17 yılda 1 milyon 800 bin lira para kazanmışım; şu an 3 tane icram var, maaşıma icralar geliyor, 1996 yılında aldığım bir evim ve Samanpazarı'nda 100 bin liralık bir yerim dışında hiçbir mal varlığım yok. Oğlum Batıkent'te bir kafe açarak ticaret yaptı, hafta sonları ben de gidip yardım ettim. BAZ kayıtlarına gelince; ben Batıkent Mahallesi'nde oturuyorum. Karşı tarafımda Filiz, diğer tarafımda Dinar, 100 metre altımda da Özgür oturuyor; evlerimiz ve iş yerlerimiz aynı bölgede olduğu için aynı yerde BAZ vermemiz çok normaldir. Huzurunuzda arkadaşlarımdan özür diliyorum; benim yüzümden, benim yanımda durdukları için buradalar. Aleyhimde olan hiçbir beyanı kabul etmiyor, öncelikle beraatimi, aksi takdirde tahliyemi talep ediyorum"
Mahkemeden 5 Sanığa Tahliye Kararı
Eskişehir 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen ilk duruşmada sanıkların savunmalarının ardından ara karar açıklandı. Mahkeme, tutuklu sanıklardan S.U., C.T., F.B.A., F.T. ve C.A.A.'nın tahliyesine karar verdi. D.G., S.Y., T.M.Y., Ö.E., Ö.E., T.G. ve E.C.'nin ise tutukluluk hallerinin devamına hükmedildi. Ayrıca daha önce tahliye edilen M.Ç.'nin yeniden tutuklu yargılanmasına karar verildi.
Tepebaşı Belediyesindeki hizmet alımlarına ilişkin usulsüzlük ve zimmet iddialarının ele alındığı davada yargılama devam ediyor.




