Eskişehir Samsunlular Derneği'nden deprem bölgesine 2 tır dolusu malzeme yardımı! Eskişehir Samsunlular Derneği'nden deprem bölgesine 2 tır dolusu malzeme yardımı!

Teknolojik gelişmelerin tüm kurum ve kuruluşlarla birlikte yargı sektörünü de bir dönüşme uğrattığının altını çizen Doç. Dr. Aygün ayrıca yapay zekâ teknikleriyle elde edilen büyük veri kullanımının üzerinde durulması gereken önemli bir husus olduğunu vurguladı. Otonominin giderek daha yetenekli bir hale geldiğini de söyleyen Aygün, “Yapay zekâ teknolojili bir aygıtın kendisine ait hukuki bir kişiliği yoktur” dedi.

“İnsanla yapay zekâ teknolojisi arasındaki bağıt henüz ortadan kalkmamıştır” diyen Doç. Dr. Aygün, konuyla alakalı sözlerine şu şekilde devam etti:
“Biz hukukçular açısından, yapay zekâlı bir aygıtın meydana getirdiği zarardan kimin sorumlu olduğu önemli bir husustur. Çünkü ortadaki bu problem kimin sorumluluğunda olacaktır? Yapay zekâ sistemi mi yoksa bunu üreten insan mı? İnsandan kastımız aslında bunun bir gerçek bir kişi ya da anonim şirket gibi tüzel bir kişilik olabileceği yönündedir. Bizim görüşümüz, yapay zekâ teknolojisinin kendisine ait bir hukuki kişiliği olmadığı ve yapay zekâ teknolojisi üzerinde hâkimiyeti bulunan kişilerin hukuki sorumluluğu olduğu yönündedir. Dolayısıyla bu hususta bir düzenleme yapmak zaruri görülmemektedir. Özellikle teknolojinin ortaya çıkardığı haksız fiil uyuşmazlıklarında, uyuşmazlığın çözümü için farklı teoriler ortaya atılmaktadır. Fakat iş dönüp dolaşıp hukuki kişilik boyutlarına ve bunun sorumlusuna geliyor.”

Yapay zekâ teknolojisi ile insan unsuru arasındaki belirsizliğin henüz netleşmediği için hukuki bir düzenleme yapılmasına gerek olmadığını savunan Aygün, “Hem ortaya çıkabilecek yeni haksız fiil türleri bakımından hem de yapay zekânın yıkıcı zararlarını önleyebilmek adına çoklu ya da cezai tazminatı mümkün kılan düzenlemeler yapılmalıdır. Çünkü teknoloji durağan değildir” şeklinde konuşarak önerilerini dile getirdi.