Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde, Endometriozis Farkındalık Ayı kapsamında düzenlenen etkinlikte hastalığın erken tanısının önemi vurgulandı.
Akademisyenler Etkinlikte Buluştu
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde düzenlenen etkinlik, Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Yıldız ile ESOGÜ Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı öğretim üyeleri Prof. Dr. H. Mete Tanır, Prof. Dr. Melih Velipaşaoğlu ve Doç. Dr. Vehbi Yavuz Tokgöz’ün de katılımları ile gerçekleştirildi.
“Milyonlarca Kadını Etkiliyor”
Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Vehbi Yavuz Tokgöz, mart ayının dünya genelinde Endometriozis Farkındalık Ayı olarak kabul edildiğini belirterek, bu kapsamda hastalığa dikkat çekmeyi amaçladıklarını ifade etti.
Tokgöz, "Mart ayı dünya genelinde Endometriozis Farkındalık Ayı olarak kabul görmektedir. Bu kapsamda düzenlediğimiz etkinlikle, milyonlarca kadını etkileyen ancak yeterince bilinmeyen bu hastalığa dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak istiyoruz. Endometriozis rahmi döşeyen dokunun rahim dışında büyümesiyle ortaya çıkan, kronik ve iltihaplı bir hastalıktır. Türkiye'de yaklaşık 3 milyon, dünya genelinde ise 190 milyon kadını etkilediği tahmin edilmektedir’’ ifadelerine yer verdi.
Tanıda Gecikme 10 Yıla Kadar Uzanabiliyor
Hastalığın yaygın olmasına rağmen tanı sürecinin geciktiğine dikkat çeken Tokgöz, pek çok kadının doğru tanıya ulaşmak için 7 ila 10 yıl beklediğini ifade etti.
Endometriozisin yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyal etkilerinin de bulunduğunu belirten Tokgöz, ‘’Ne var ki bu kadar yaygın olmasına karşılık pek çok kadın doğru tanıya kavuşmak için ortalama 7 ila 10 yıl beklemektedir. Endometriozis yalnızca fiziksel bir rahatsızlık değildir. Şiddetli ağrı, kronik yorgunluk, kısırlık ve psikolojik yük ile birlikte kadınların iş, sosyal ve aile yaşamını derinden etkilemektedir. Hastalığın tanınmaması ve ‘adet ağrısı normaldir’ gibi toplumsal önyargılar tanının gecikmesine yol açmakta, bu gecikme ise hem tedaviyi zorlaştırmakta hem de yaşam kalitesini düşürmektedir’’ dedi.
“Şiddetli Adet Ağrısı Normal Değildir”
Toplumsal önyargıların tanıyı geciktirdiğini vurgulayan Tokgöz, ‘’Şunu açıkça vurgulamak istiyoruz: Şiddetli adet ağrısı normal değildir! Ağrısını sıradanlaştırmak zorunda kalan her kadın, doğru bilgiye ve sağlık desteğine ulaşma hakkına sahiptir. Bu nedenle toplumda farkındalığın artırılması büyük önem taşımaktadır. Kadınların yaşadıkları belirtileri hafife almamaları, erken dönemde uzman desteği almaları ve sağlık profesyonellerinin bu konuda bilinçli yaklaşımı, erken tanı ve etkin tedavi açısından kritik rol oynamaktadır. Endometriozis tedavi edilebilmekte ve doğru yönetildiğinde hastaların yaşam kalitesi belirgin şekilde artırılabilmektedir’’ şeklinde konuştu.
Erken Tanı ve Doğru Tedavi Vurgusu
Endometriozisin tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu belirten Tokgöz, doğru yönetimle hastaların yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabileceğini ifade etti.
Erken tanının önemine dikkat çeken Tokgöz: ‘’Farkındalık, erken tanı ve doğru tedavi ile bu hastalığın oluşturduğu yük azaltılabilir. Rakamlarla Endometriozis: Üreme çağındaki kadınların yaklaşık yüzde 10'unda görülür. Türkiye'de yaklaşık 3 milyon kadın bu hastalıkla yaşamaktadır. Ortalama tanı süresi 7-10 yıl arasındadır. Hastalık dünya genelinde 190 milyon kadını etkilemektedir. Kısırlıkla mücadele eden kadınların yüzde 30-50'sinde endometriozis belirlenmektedir’’ ifadelerine yer verdi.