Güçlü ve Örnek Kadınlar

İmkânsızlıklar içinde imkân yaratmayı başaran, Eli öpülesi güçlü bir kadın          KESECİ SEMRA KÜÇÜKESEN Hamamda işe başlamasını anlatırken şöyle diyor:  “Çaresizlik insana her işi yaptırıyor…”...

03 Nisan 2021, 17:59 Gülseren Şenyüzlü
Güçlü ve Örnek Kadınlar

İmkânsızlıklar içinde imkân yaratmayı başaran,
Eli öpülesi güçlü bir kadın 
        KESECİ SEMRA KÜÇÜKESEN

Hamamda işe başlamasını anlatırken şöyle diyor: 
“Çaresizlik insana her işi yaptırıyor…”


Onun hikâyesinde maddi imkânsızlıklar var, 
Kayınvalide baskısı var, 
Aldatılma var. 
Kısaca pek çok engel…
Aslında binlerce kadının yaşadıklarıydı, yaşadıkları. 
Onun diğer kadınlardan farkı:
“ Pes etmeyişi, kendine inanması…”


Zamanla iki kadın, kaynana gelin, birbirini iyice tanıdı.   Kayınvalidesinin de onayıyla fırında çalışmaya başladı. O eve para getirdi, kayınvalidesi çocuklara baktı. Oğlu 10, kızı 4 yaşındaydı.
Kayınvalidesi hastalanınca işi bırakmak zorunda kaldı. Kayınvalidesine baktı uzun yıllar. Kayınvalidesinin ölümünden sonra hamamda işe başlamasını anlatırken şöyle diyor: Çaresizlik insana her işi yaptırıyor…

Semra Küçükesen kim? 

Eskişehir’de doğdum ve 49 yıldır burada yaşıyorum. 2 çocuğum var, şarkıdaki gibi biri kız biri oğlan.
Ailem, kız çocuğu başına bir iş gelirse, diye beni okutmadı. İtiraz da edemezdik.
Sonra yaş 15 e gelince veriverdiler kocaya…
Kayınvalidemle birlikte oturuyorduk. Söylemek gerekirse kayınvalidem de etmediğini komadı.
Her sabah 5.30 da ayakta olurdum. Saat kaçta yatarsam yatayım, sabah 5.30 da ayakta olurdum. Sürekli iş buyurur ve de beğenmezdi.”Kaynanamdan korkardım çok, hele zamanında uyanma ya da verdiği işi biraz geciktir, diliyle döverdi vallahi.
Sonra hamile kaldım. 

Hamileyken iş ve uyarılar konusu bitmiştir diye düşünüyorum, doğru mudur?

Hamile olmanın bir önemi yoktu ne kocamın ne de kaynanamın gözünde. Onların isteklerini yerine getir, yeter. 
Teşekkür, güler yüz ya da sevgi olsa gene amenna;  o da yok. Sen akşama kadar yorulmuşsun kimin umurunda.
Akşama kadar yorulurdum, uykum gelirdi, yatamazdım. Sabah geç kalacağım diye korkar uykularım kaçardı, korkardım.

Aş erdiniz mi, ne çekti canınız?

Aş ermek mi, şaka yapıyorsunuz sanırım; öyle bir lüksüm hiç olmadı. İzin almadan hatta kaynanam istemeden hiçbir şey pişiremezdim ki. Her gün ne pişirilecek o karar verirdi. Korkardım, hiçbir şey istemezdi canım. 

Hamilelik boyu kömür de taşıdım, odun da.  Kömür kovası taşıma, bebeğe bir şey olur demezdi kaynanam. Allah korudu, çok şükür sağlıklı çocuklarım oldu.
 
 İlk çocuğuma doğum yaptığım gün kayınvalidemin emirlerini yerine getirdim. Akşama kadar evi temizledim, akşam oldu, sancım başladı ve doğum yaptım. Hastaneden çıktım eve geldim, bir gün yattım. Ertesi gün aynen devam…

Kocana neden söylemedin, annesiyle konuşur, hayatını kolaylaştırırdı.

Güldürmeyin beni, öyle bencildi ki kocam, kendine bile hayrı yoktu. O, içki içip kadın peşinde koşmaktan bizi görmüyordu bile.

Zamanla eve para da getirmez oldu. Kocamın bizleri görmezden gelmesi kayınvalidemle bizi birbirimize yaklaştırdı. Ve ben kayınvalidemin desteğiyle fırında işe başladım. Çocuklara da kayınvalidem bakıyordu. Oğlum 10, kızım 4 yaşındaydı.
Haşhaşlı yapıyordum orada. Sabah 6.00’ da iş başı… Yarım çuval unu tek başıma kaldırıp dökerdim kazana. Hamur yoğrulduktan sona haşhaşlıları çok hızlı yapmak gerekiyor; çünkü hamur kendini salıverir.Ve iki saat içinde satışa çıkmak zorunda haşhaşlılar; çünkü onların özel müşterileri o saatte gelir almaya

Her şey yolunda giderken bir gün kocam eve geldi ve işten ayrılıp başka bir şehre gidip başka bir kadınla hayatını yaşayacağını söyleyiverdi. Hiç şaşırmadım çünkü başından beri beni aldattığını biliyordum. 

Zor oldu mu ayrılık? Ya da stresli, kavgalı…

Küçük yaşta evlenince hayata da erken atılıyorsunuz ve bu bir zaman sonra her iki tarafı da gereğinden fazla yoruyor ve ayrılık kaçınılmaz oluyor. Kısaca o da yorulmuştu.
15 yaşındaki sen ile 30 yaşındaki sen hayata çok farklı bakabiliyorsunuz, doğruları ve yanlışları daha iyi gözlemleyebiliyorsunuz. İkimiz de çok küçük yaşta evlendirildik, çocuktuk açıkça. 17 yaşında ben anne oldum, eşim de 19 ‘unda baba. Çocuktuk daha ve biz çocuklarımızla birlikte büyüdük.
O sorumluluk almaktan hep kaçtı, farklı bakıyordu hayata. Bir de kayınvalide baskısı girince araya sonuç kaçınılmazdı…
Anlaşarak, sorunsuz bir şekilde boşanıverdik. İşinden de ayrıldı, tazminatını aldı ve “Hayatımı yaşayacam.” dedi ve gitti.
Bu arada kayınvalidemin emekli maaşı, ben çalışıyorum, aldığım maaş var.
Senin annenlerin evinin üst katına sana bir daire çıkalım kızım, iki çocukla zorda kalma, dedi ve bir kat çıkmayı başardı. Mekânı cennet olsun benim hayatımı kolaylaştırdı, halen orada oturuyorum.
Her şey dümdüz gitmiyor hayatta, kayınvalidem hastalandı ve fırındaki işimden ayrılmak zorunda kaldım.
Akciğer kanseriydi, bir yıl çekti ve vefat etti.


Yaptığınız iş alışılmışın dışında, bize işinizden, bu işe giriş öykünüzden söz eder misiniz?

 Çaresizlik insana her işi yaptırıyor. Kayınvalidem vefat edince maddi olarak hiçbir gelirimiz kalmadı, acilen iş bulmak zorundaydım. İlk bulduğunuz işe sıkı sıkı sarılıyorsunuz. Kolunuzda altın bileziğiniz de yoksa ki benim yok, başka çareniz de yok.
Çalıştığım hamama çocukluğumdan beri müşteri olarak giderdim. Bir gün eleman alınacağını duydum ve hemen başvurdum.
 Keseci arıyorlarmış. Kesecilik yapamam dedim; çünkü tırsmıştım. Ama dolapçılık yapabilirim, dedim. (tırsmıştım=korkmuştum)
 İşi kaçırdığım için çok üzülmüştüm, iki gün sonra aradılar:  ” Dolapçımız işten ayrıldı, hemen gel, işe başla.” dediler, mutluluktan havalara uçtum.
Dolapçı olarak başladım işe, keseci arkadaşlarımın izin aldığı günlerde keseye girmeye başladım. Baktım yapabiliyorum, bir yıl sonra keseciliğe geçtim.  Ve yıllardır kesecilik yaparak geçimimi sağlıyorum.
Kesecilik mesleği, alışılmışın dışında gibi görünebilir başta; ama biz Eskişehirliler hamama, hamamın sıcağına ve kültürüne alışkın insanlarız, bu yüzden açıkçası pek zorlanmıyorum.
Her gün yeni insanlarla tanışmak zevk veriyor. Arkadaşlarım var, onlarla güzel zaman geçiriyorum. Kısaca işimi seviyorum, severek çalışıyorum. Yaptığım işle de kendimle de gurur duyuyorum.


Güzel ve alımlı bir kadınsınız, manken gibi; formunuzu nasıl koruyorsunuz? Genç kalmayı neye borlusunuz?


Eskişehir güvenilir ve temiz sokaklarıyla tam bir yürüyüş şehri, ben her yere yürüyerek gitmeyi tercih ediyorum.
Hamam da toksinleri atıp yenilenmek ve cilt sağlığı için çok önemli bir etken. Ben de her gün oradayım.
Eskişehirli hanımların gençlik sırlarından biri, hatta en önemlisi hamam… 


Kadın olmak hem zor hem de güzel… Bu konuda neler söyleyeceksiniz?


Kadın olmak zor tabi; ama çalışan kadın olmak ayrı zor…
Biz çalışan kadınlar bence tek değil, iki işte çalışıyoruz. Biri dışarıdaki iş diğeri ve hatta en büyüğü evdeki iş… 
Maalesef toplum, özellikle de erkekler bunun farkında değiller. Onlar için tek bir iş var çünkü. 
Bütün bu zorlukların yanında “annelik” çok kutsal bir duygu ve o duygu da biz kadınlara bahşedilmiş. O yüzden tüm bu yüklere rağmen iyi ki kadınım, iyi ki anneyim, diyorum.

Kendinize zaman ayırır mısınız? Kendinizi nasıl geliştirdiniz?

Şimdiye kadar kendime zaman ayıramadım; ama çocuklar büyüdü, üniversiteyi bitirdi. Ben de onlarla birlikte çok değiştim. Çocuklarımdan çok şey öğrendim.

Hiçbir zaman “çağın gerisinde kalmak” istemem. Her zaman araştırıp merak eden bir yapım vardı. (Koç burcuyum, sanırım burcumun bir özelliği) Şu anda istediğimiz her türlü bilgiye ulaşabilecek imkânımız var, ben de interneti iyi kullanıyorum.
 
Bence kendini geliştirmemiş, bir şeyler merak edip araştırmamış, kendine yatırım yapmamış insan cahildir. 
Bundan sonra paramı biriktirip her ay farklı bir yere gitmek, gittiğim yerleri tanımak istiyorum.

‘Van’ da yapılan bir ankette 8. Sınıf öğrencisi Yasemin Gülaçar şöyle diyor:” Aileler, kızımızı okumaya gönderirsek, ileride kötü yola sapar. “düşüncesine sahip oldukları için kızları okutmuyorlar diye yanıt veriyor.’Doğu illerinde yaygın olan 'kızlar okumaz' görüşü, son yıllarda hayata geçirilen kampanyalarla azalsa da geçerliliğini hala sürdürüyor. UNICEF'in verilerine göre, Türkiye'deki 600 bin kız çocuğu ilköğretim çağında olmalarına rağmen okula gitmiyor.( Ve az da olsa Batı’da da halen kız çocuklarını aileler okutmak istemiyor. Bu konudaki düşüncenizi alabilir miyim?

Bence , “eğitim şart”. Bu doğu için de batı için de gerekli. 

Eğitim, tüm bireylerin hakkıdır. Maalesef gerçekten kadınlara yeteri kadar değer verilmediğini düşünüyorum, onlar değersizleştikçe onların çocukları da eğitimden mahrum kalıyor.

 Eğitim alan bir birey kendi çocuklarını da düşünür, onların geleceğine de yatırım yapar. Eğitim çocuklarla değil önce anne ve baba dan başlar. Eğitimli ve bilinçli ebeveynler demek, topluma faydalı çocuklar demek. 

Ailelere, genç kızlarımıza neler söylemek istersiniz?

Bir atasözüyle başlamak istiyorum; “Balık yemeyi değil, balık tutmayı öğretmek…” hayat size balık tutmayı öğretmemiş olabilir;  ama bu sizin hayatınız. 

Bu dümenin sahibi sizsiniz okuyup bir meslek sahibi olmak sizin en büyük hakkınız. 

Evde yaşayacağınız adamı seçerken ona muhtaç olarak değil, hayatı beraber sırtlanarak yaparsınız seçimleri, tabi bileğinizde altın bileziğiniz varsa…

O bileziğiniz yoksa hayatta her zaman birilerine muhtaç olursun ve balık tutmayı kendi çocuklarına da öğretemezsiniz.

En çok da anne babalara sözüm. Lütfen kız çocuklarınız okutun, okutun ki bizler gibi olmasınlar.

“Kızım çok güzel, onu paşalarla, zenginlerle evlendireceğim.” Sözleri dolaşıyor annelerin ağzında… Cevabım şöyle olacak:
“Kuşça kuş, denginle uç.” 
Bir karga şahinle, atmacayla, kartalla uçar mı? O zenginliğin altında ezilir, mutsuz olur. Evlilikte de eşitlik olacak, öyle değil mi? Zengin koca bulmayı hayal etmek yerine kızlarımızı okutalım.
Hayattan şunu öğrendim: “ Kız çocukları okuyup eline ekmeğini alacak. Koca her zaman bulunur.”
Mesleğiniz yoksa eğer ister zengin olsun kocanız, ister orta halli, her koşulda boyun eğmek zorunda kalırsınız. Söz hakkınız olmaz.
Eklemek istediğim bir şey var ve çok önemli. Aileler erkek çocuklarına daha çok değer veriyor, onlara sevgi gösteriyor. Kız çocukları sevgisiz büyüyor. Sonra dışarıda arıyor sevgiyi, kendisine yakınlık gösteren ilk kişiyle kaçıyor ya da ilişki yaşamaya başlıyor.
Çoğunlukla da yasak ilişkilerle karşılaşıyor kızlarımız ve başlarına pek çok olumsuzluk gelebiliyor. Neredeyse her gün bu tarz haberlerle karşılaşıyoruz.
Bunu önlemenin tek yolu var ve bedava: “ Kız çocuklarınızı sevin, erkek kız diye ayırmayın.”


Kadına şiddet olayları bir türlü son bulmuyor, bu konuda eksik olan ne size göre?

Bu konuda anne ve babalara çok iş düşüyor.
”Erkek çocuklar kediye taş atıyor veya farklı bir hayvana, aferin çocuğum, deniliyor.
Okulda bir arkadaşı ona vurduysa eğer, bak yarın sen ona daha fazla vurmazsan oğlum değilsin.” deniliyor.
Bu örnekleri çoğaltmak mümkün, sonra büyüdüğünde eşine, çocuklarına şiddet uyguladığında diyoruz ki bu çocuk neden böyle davranıyor.  
Bence şiddeti önlemenin tek yolu anne ve babaları eğitmek… Çünkü dünyaya tertemiz gelen bu çocukları şiddete biz hazırlıyoruz. Eğitim konusunda da devlet öncü olmalı.” 
Sözlerini bitirdiğinde iki çocuğunu da çok iyi yetiştirmiş, hayata kazandırmış bir annenin rahatlığı vardı gözlerinde..
Onun yaşamından alınacak çok büyük dersler var.
Yolun açık olsun örnek ve güçlü kadın 
                           SEMRA KÜÇÜKESEN

Yorumlar (2)
Tuğba 3 hafta önce
Senin ne kadar naif ve sevecen biri olduğunu biliyorum. İyi ki hayatımızdan geçtin. Gözlerindeki o ışık hep böyle parlasın.
Mustafa Kaynar 3 hafta önce
Tebrikler Semra hanım bian gözlerim yaşardı çok güzel anlatmışsın hayatında başarıların daim olsun inşAllah

Gelişmelerden Haberdar Olun

@