GÜÇLÜ VE ÖRNEK KADINLAR

Milli Takıma girdiğinde 15 yaşındaydı  Onun hikâyesinde  Tutku var, Heyecan var, Gurur var… “Çocukken mahallede arkadaşlarımla maç yaparken bana MESSİ derlerdi. Utanırdım, ama hoşuma da giderdi bu lakap. “ İyi oyuncuyum ben.”...

24 Nisan 2021, 13:03 Gülseren Şenyüzlü
GÜÇLÜ VE ÖRNEK KADINLAR

Milli Takıma girdiğinde 15 yaşındaydı 
Onun hikâyesinde 
Tutku var,
Heyecan var,
Gurur var…

“Çocukken mahallede arkadaşlarımla maç yaparken bana MESSİ derlerdi. Utanırdım, ama hoşuma da giderdi bu lakap. “ İyi oyuncuyum ben.” derdim içimden ve kendimle gurur duyardım…” diye anlatıyor o yılları.

Birgül’ü tanıyabilir miyiz?


Ben, Birgül Sadıkoğlu , 21 yaşındayım , Eskişehirliyim. 6 yıldır Milli Takımda oynuyorum. 
“ Ülker Elit Futbol Köyü”nden U17 Kadın Milli Takımına seçildim 6 sene oluyor U17, U19 ve şimdi de A Milli Takımda oynuyorum.

Ukrayna da futbol oynuyorum. Kütahya Dumlupınar üniversitesi BESYO Antrenörlük Bölümü, 3. Sınıf öğrencisiyim.

Erkek iş futbol, elinin hamuruyla ne işin vardı futbolda, diyenlere yanıtın ne olurdu?


Futbolu erkek oyunu olarak görenler var hala. Onlara :”Futbolu erkeklerin anladığı yanılgısından vazgeçin. Futbol erkek oyunu değil; yürek oyunudur. Kadınlarda da bir başka güzeldir. “ diye yanıt vermek istiyorum. 


Kaç yaşında başladın futbola?

 9-10 yaşlarında beden eğitimi öğretmenim Rıfat Çiçek’ in beni okul koridorunda görmesiyle başladı, benim futbol hikâyem.
Okulun koridorundaydım, top atıldı, topa vurdum. O sıra beden eğitimi öğretmenim görmüş beni:” Tekrar vurursan seni takıma alacağım.” Dedi. Ben de hemen tekrar vurdum topa.  Rıfat Öğretmenim, beni hemen takıma aldı. Ve o gün futbol hayatım başlamış oldu. Öylelikle takıma girdim. 
Ailen senin futbola başlamanı nasıl karşıladı ve çevren? Annen ya da baban karşı çıktı mı?
Annemle babam ben 2 aylıkken ayrılmışlar,  10 senedir babamla görüşmüyoruz.  
Beden eğitimi öğretmenim Rıfat Çiçek, bana babalık yaptı.  Onunla tanıştıktan sonra hayatım değişti; kendisi babişim olur.
Ailem, futbola karşı çıkmadı; çünkü annem de futbolcuydu. Eskişehir Gençlik Sporda oynamış. Annem, beni kafa topuna çıkarıyordu küçükken, ablam da kalecilik yaptı okul takımında. 
Annem: “1994-1995-1996 yıllarında oynamış sonra annem akraba bakısından dolayı futbolu bırakmak zorunda kalmış.  Sonra zaten evlendirilmiş zorla. Bana hep der senin gibi tekniğim yoktu; ama çok hızlıydım. Bıraktırmasalardı 1 sene sonra para almaya başlayacaktım.” diye anlatır içini çekerek. Ben de zaman zaman onun gözlerindeki hüznü görürüm. 
Kısaca ben, futbolun içine doğdum ve annem, ablam benim en büyük destekçim. 

Mahalledeki arkadaşlarının sana bakışı nasıldı?


Mahalledeki arkadaşlarımla birlikte futbol oynuyorduk sürekli. Sanırım genlerimde var futbol. Başka oyun bilmezdim, hep futbol vardı benim oyunlarımda. 
Mahalleler arası kolasına maç yapardık; benim arkadaşlar arasındaki lakabım “Messi “ydi.
Okul öğretmenlerin… 
Okul öğretmenlerim de futbol konusunda bana hep destek oldular. Belki Rıfat Öğretmenim sayesinde de olabilir.

Futbolun bacakları çarpık yaptığı söylenir, bu konuda neler söyleyeceksin?


Bu konuya katılmıyorum. Çarpık değil, tam tersi, manken gibi derler ya işte öyle, gayet düzgün bacakları olan arkadaşlarım var. Bu konuda yapılmış bilimsel bir çalışma da yok bildiğim kadarıyla. Olacaksa eğer bacak eğriliği bunun sadece futbolcularda değil diğer spor dallarında da geçerli olduğunu düşünüyorum. 

Erkeklerle de maç yapıyorsunuz, onların kızlara karşı tavırları nasıl?  İzleyenler size laf atıyorlar mı?
Şuan, Ukrayna’da oynuyorum burada erkeklerle  3 ya da 4 kez hazırlık maçı yaptık. 
Oynadığımız takımlar asla cinsiyetçi yaklaşmadı.  Kendi liglerindeki takımlarla nasıl oynuyorlarsa bizimle de o ciddiyette oynadılar. 
Sporun cinsiyeti yok, erkeklerle de maç yapsak hep ciddiyetle oynadık.
Oyun sırasında odaklanmak çok önemli, eğer dışarıda olup biteni izlemeye kalkarsanız kaybedersiniz.
Ben de dışarıda neler oluyor, ne tepki veriliyor hiç duymuyorum, görmüyorum. O sırada oyunu takip etmek daha önemli benim için. 

Pek çok aile derslerinde başarısız olacak korkusuyla çocuklarını spor ya da güzel sanatlara yönlendirmek istemiyor, bu konuda senin düşüncen nedir?

Bence bir çocuk, bir insan hayatı boyunca ne istiyorsa onu yapmalı. Koşmak istiyorsa koşmalı, şarkı söylemek istiyorsa söylemeli. 
Bunun önüne kişilerin ailesi değil, kimsenin geçmesini doğru bulmuyorum. İnsanların hobileri, yetenekleri farklı... Hangi alanda daha başarılıysa o alana yönelmesini ve  onu yapması gerektiğini, ailelerinin de onları desteklemesi düşünüyorum. Çünkü keşkelerle yaşamak çok zor.


Okul başarısını da korudun bugün üniversite öğrencisisin, nasıl başardın?


Sporda gösterdiğim başarı sayesinde üniversitede okumaya hak kazandım. 
Ülkemi milli maçlarda temsil ettiğim için okuluma millilik kontenjanından girdim. Futbolun bana en büyük katkılarından biri de budur.  Antremanlarım her ne kadar derslerimden önde olsa da ikisini de denge de tutup ilerletmeyi başardım ve devam ediyorum.
Gelecekte evlenirsen futbolu bırakır mısın? Gelecekle ilgili hayallerin neler?
 Şuan evlilik gibi bir düşüncem yok. Tek düşüncem futbolda kendimi geliştirmek… 
Şampiyonlar liginde oynayıp hem kendimi hem ülkemi en iyi şekilde temsil etmek istiyorum. Sonraki sürçte de uzun yıllar futbolun içerisinde kalmayı hedefliyorum. 


Ukrayna da oynuyorsun, yabancı bir ülkede futbol oynamak hatta bir de kadın olmak, diye sorsam?


 Evet, belli başlı zorlukları var.  Özellikle de dil  konusunda çok zorlanıyorum. 5 aydır Ukrayna’ dayım ve hala dil sorununu çözemedim. Dil dışında sorun yok, sevdiğim işi yapıyorum ve burada olmaktan mutluyum.
Milli takımda birlikte oynadığım bir arkadaşımla birlikteyiz burada. O biraz daha iyi benden dil konusunda. Bazen de transletten çeviri yapılıyor ama o da tam çeviremediği için yanlış anlaşılma olabiliyor. O yüzden de dil kursuna gitmeyi düşünüyorum.
Maça çıkmadan önce kendini nasıl motive ediyorsun?
Maça çıkmadan önce mutlaka dua ederim ve İzmir Marşını dinlerim. 
Bazen kafamda maçı oynuyorum. Kendime sürekli hata yapabilirsin, kötü pas atabilirsin, kötü şut çekebilirsin; ama kötü koşamazsın, kötü mücadele edemezsin, diyorum. 

En korktuğun maç hangisiydi neler hissettin?


 Hiçbir maçtan korkmadım bugüne kadar. Sadece çok zorlandığım maçlar oldu. U19 Milli Takımındayken İngiltere’ye karşı maçımız vardı.  Gerçekten çok zorlu bir maçtı ve maç bittiğinde çok yorulmuştum. 

Milli takımda olmak nasıl bir duygu? İstiklal Marşımız okunurken neler hissediyorsun? 


15 yaşımda milli oldum. 
“ Ülker Elit Futbol Köyü”nden U17 Kadın Milli Takımına seçildim 6 sene oluyor U17, U19 ve şimdi de A Milli Takımda oynuyorum.
Milli takıma yürekten bağlıyım. Benim için milli takımda olmak çok kutsal. 
Her  formayı giyersin, her formayla oynarsın; ama bu formadaki gururu her formada yaşayamazsın. 
Milli Maçlarda İstiklal Marşımız okunurken hissettiklerimi kelimelerle anlatamam.  Tüylerim diken diken oluyor ve o kadar gurur verici ki  o forma altında ter dökmek, bu tarif edilemez bir duygu.

İleride antrenör olacaksın, hayallerin neler bu konuda?  


Kendimden sonra gelenlere hem saha içinde hem de saha dışında iyi bir rol model olmak istiyorum.
Başarı konusunda neler söyleyeceksin gençlere?

Futbol oynamak isteyen kızlarımıza söyleyeceklerim çok önemli. Hatta başarının olmazsa olmazlarından: 
Kendinize inanın,
Asla pes etmeyin,
 Hayallerinize ve hedeflerinize sımsıkı tutunun. 
Antrenmanlardan korkmayın,
Çalışın, her gün daha çok…
Önünde nice başarılı yıllar var Birgül’ün. Onun adına ben de heyecanlıyım, antrenör olmak da çok yakışacak ona…
Sporcular yetiştirecek kendi gibi. Hayallerini süsleyecek sporcularının başarıları.
 
.

Yorumlar (0)

Gelişmelerden Haberdar Olun

@