banner209

29.03.2019, 17:32 737

Descartes günümüzde yaşasaydı eğer...

31 Mart 1596 tarihinde, Fransa, La Haye’de doğan, modern felsefenin babası ve analitik geometrinin kurucusu René Descartes, varlığı kesin olan tek şeyin düşünmek olduğu varsayımı üzerinden, düşünebilen bir yaratık olarak şüphe götürmez tek gerçeğin de "varlığımız" olduğunu belirtmiş ve tümevarımsal bu bilgi kanununu, "Düşünüyorum, o hâlde varım!" (Cogito, ergo sum! / Je pense, donj je suis!) şeklindeki ünlü tümcesiyle ifade etmiştir.

Descartes’in bıraktığı yerden devam edelim, hatta cüret edelim, 21. Yüzyıl versiyonu şekline uyarlayalım onun “derin mevzu” özdeyişini, söz uçsun yazı kalsın, yazının da yarınlara izi kalsın...

“Düşünüyorum, o halde varım!” OUT

“Üretiyorum; o halde varım!” IN

“Düşünmek” fiili tek başına, zaman-ı evvelde yeterdi yetmezdi bilinmez ama bugünün mobil, tekno, trendler arası ışık hızı ile gidip gelen sözün gelişi modern-vahşi-materyalist dünyasında “var olmaya” dair, yaşasaydı günümüzde eğer, Descartes da herhalde “Üretiyorum, o halde varım!” derdi.

Peki, ne demek “üretmek” ve de bununla birlikte “var olmak”?

Sade bir tanımlama ile; “Üretmek, bu dünyaya ve insanlığa daha az yük olmak adına yapabileceğimiz en kutsal nitelikli eylemdir.”

Şimdi, üreten ve üretken insan olmak tarafında kendi coğrafyamıza girelim, özümüze inelim ve isterseniz yine biz “bize” inceden, az biraz dokunalım.

Gözlemleyince, ki düşüncemi paylaşırsanız eğer, genç jenerasyonumuz başta olmak üzere tatminsizlikler okyanusunda hep beraber büyük kulaçlar atıyoruz. “Hem cam kenarı, hem şöfor mahalli, hem de 25 kuruş olsun” aralığında herşeyin en iyisini, en bedavaya istemek gibi de ayrı bir ruh hali ve can çekmesi var bedenlerimizde. Vermeden almaya çalışmak ruh-i haliyeti de ayrıca cabası...

Çalışma hayatlarımızın içerisinde ve sahalarda etkisini çok net olarak gözlemleyebileceğimiz başka bir önemli sosyo analize daha, işte tam bu noktada değinmeden geçemeyeceğim. Zira bu analizin parçası olan faktörlerin, toplumsal hafıza ve bilinçaltını direkt yada endirekt negatif anlamda etkileyen ve kurumsal yada bireysel performanslar söz konusu olunca hep karşımıza çıkan “verimsizlik” sendromunun temel sebeplerinden biri olduğunu düşünüyorum.

O halde nedir bu kanıyı oluşturan senaryosal düşünce, paylaşalım...

Heyecanlı ilk iş gününün sonunda evine “nihayet” makamında varan genç kızımıza/erkeğimize, yine evde daha büyük bir heyecan ve sabırsızlıkla bekleyen eli öpülesi, yanakları sıkılası, yufka yürekli annemiz (sevgili yavrusunun bilinçaltına hangi derin mesajları gönderdiğinin farkına varmaksızın!) büyük bir şefkat, sevgi ve merakla sorar:

  • “İşin nasıl, RAHAT mı kızım/oğlum?”

Ne dersiniz, bu soru size de tanıdık geliyor, değil mi? Sorunun muhtemel cevapları ile ilgili ise olası alternatifleri herkesin hayal gücü ve canlandırma kabiliyetine bırakıyorum. Zira cevaplar kısmına geçemeden, ben bu sorudan bir türlü kopup ayrılamıyorum. Neden mi?

Çünkü bizi yukarıda bahsettiğimiz bütün o “ kişisel mutsuzluk, tatminsizlik ve verimsizliklerin” sebebine götürmeye yarayacak bazı ipuçları, cevap alternatiflerine hiç bakmadan bu sorunun içinde yatıyor.

Yani genç kişi;

  • “Valla Anneciğim, Ar-Ge departmanının istatistik bölümünde ofisin cam kenarı caddeye bakan güzel bir köşesinde, şık bir masa verdiler, caddeden geçen araçları sayıyorum, sonra da amirime bildiriyorum, yani Allah seni inandırsın, neredeyse hiçbir şey yapmıyorum...”

deyiverse, sevgili biricik annemizin, ama pek tabii büyük bir masumiyetle, yağları eriyecek, evladının oracıkta boynuna sarılacak.

Ben de, uzaktan kıyı köşe bir yerden

  • “Ahh be güzel Anacığım, ne yaptın gördün mü?” diyeceğim kırmadan ama dökmeden...

  • “Biliyorum, niyetin hoş, gönlün bol, tek istediğinse o biricik evladının mürvetini görmek!? Ama mesaj yanlış gidiyor be Annem!” diye sesleneceğim ayaklarının altı cennet o özel insanlara...

Pek tabiidir ki, aileler muhtemelen hayatın içinde yaşadıkları binbir zorlukları onlar yaşamasın diye, çocukları için, halk dilinde hep söylendiği üzere, en iyisini isterler. İşte sorun da tam burada başlıyor sanki, o hep arzu edilen, istenilen en iyisinde!

Nedir diye düşünelim birlikte bir an için, ne olabilir bu “en iyisi”?

Varolmanın dayanılmaz cazibesi içerisinde, en az riskle, en az çalışıp, kasvetli ve hikayesiz bir gelecek masalı yazarken tabiriyle, “rahat etmek mi?

Yoksa varoluşumuzu daha anlamlı kılmak adına, hayatın güneşli tarafına geçerek (güneş terletir tabii!), hiç durmak ve tükenmeksizin, “üretmek” mi?

Söyleyenine göre değişir ama, naçizane ve gerçekten en iyisine dair bir kaç satırı biz burada peşi sıra karalayalım; sadece birimiz, ikimiz, üçümüz için değil ama hepimiz için “en iyisi” olacak olanlardan olsun...

- “Hepimiz için en iyisi”; kendi konfor alanlarımızı sonuna dek, ne kadar, nasıl zorladığımızdan geçiyor; iki, üç, beş değil, sadece “bir” olmaktan geçiyor.

- “Hepimiz için en iyisi”; sonunu düşünerek işe başlamaktan, hep bir üzerine koymaktan geçiyor; bugünü yarına ışıltılarla ve aşkla bağlamaktan geçiyor.

- “Hepimiz için en iyisi”; zamana dost olmaktan geçiyor, akrebi de yelkovanı da bir nefes dahi olsa geçmekten; dünden daha hızlı koşmaktan geçiyor.

- “Hepimiz için en iyisi”; arz-ı endam ederken bu mekan-ı arzda gülmekten, gülümsemekten geçiyor; herkesin etrafına pozitif enerji yaymasından geçiyor.

- “Hepimiz için en iyisi”; her bir yeni güne ilk günmüş gibi sarılmaktan geçiyor; acının tatlıyı, hüznün sevinci, karanlığın aydınlığı anlamlı kıldığını farketmekten geçiyor.

- “Hepimiz için en iyisi”; sevdiklerimiz için, ailemiz için, insanlık için üretmekten geçiyor, çalışmaktan geçiyor; “üretiyorum, o halde varım” demekten geçiyor.

Bundan tam 423 yıl önce bugün dünyaya gelen Descartes ile başladık söze, Thomas A. Edison (11.02.1847 – 18.10.1931) ile bitirelim.

‘‘Meşgul olmak her zaman gerçek iş yapmak demek değildir. Bir işin hedefi; üretmek veya başarmaktır ve bu iki sonuç için de düşünmek, sistem, planlamak, zeka, dürüst bir hedef ve terleme gerekir. Yapıyor gibi olmak yapmak değildir.”

Sevgi, sıhhat ve sağlıcakla kalın, hoşçakalın!

Yorumlar (0)
24°
açık
Namaz Vakti 13 Ağustos 2020
İmsak 04:26
Güneş 06:01
Öğle 13:08
İkindi 16:56
Akşam 20:04
Yatsı 21:33
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Başakşehir 34 69
2. Trabzonspor 34 65
3. Beşiktaş 34 62
4. Sivasspor 34 60
5. Alanyaspor 34 57
6. Galatasaray 34 56
7. Fenerbahçe 34 53
8. Gaziantep FK 34 46
9. Antalyaspor 34 45
10. Kasımpaşa 34 43
11. Göztepe 34 42
12. Gençlerbirliği 34 36
13. Konyaspor 34 36
14. Denizlispor 34 35
15. Çaykur Rizespor 34 35
16. Malatyaspor 34 32
17. Kayserispor 34 32
18. Ankaragücü 34 32
Takımlar O P
1. Hatayspor 34 66
2. Erzurumspor 34 62
3. Adana Demirspor 34 61
4. Akhisar Bld.Spor 34 57
5. Fatih Karagümrük 34 56
6. Bursaspor 34 56
7. Altay 34 54
8. Ankara Keçiörengücü 34 50
9. Menemen Belediyespor 34 44
10. Giresunspor 34 44
11. Ümraniye 34 44
12. İstanbulspor 34 40
13. Balıkesirspor 34 38
14. Altınordu 34 37
15. Boluspor 34 33
16. Osmanlıspor 34 30
17. Adanaspor 34 21
18. Eskişehirspor 34 12
Takımlar O P
1. Liverpool 38 99
2. Man City 38 81
3. M. United 38 66
4. Chelsea 38 66
5. Leicester City 38 62
6. Tottenham 38 59
7. Wolverhampton 38 59
8. Arsenal 38 56
9. Sheffield United 38 54
10. Burnley 38 54
11. Southampton 38 52
12. Everton 38 49
13. Newcastle 38 44
14. Crystal Palace 38 43
15. Brighton 38 41
16. West Ham 38 39
17. Aston Villa 38 35
18. Bournemouth 38 34
19. Watford 38 34
20. Norwich City 38 21
Takımlar O P
1. Real Madrid 38 87
2. Barcelona 38 82
3. Atletico Madrid 38 70
4. Sevilla 38 70
5. Villarreal 38 60
6. Real Sociedad 38 56
7. Granada 38 56
8. Getafe 38 54
9. Valencia 38 53
10. Osasuna 38 52
11. Athletic Bilbao 38 51
12. Levante 38 49
13. Real Valladolid 38 42
14. Eibar 38 42
15. Real Betis 38 41
16. Deportivo Alaves 38 39
17. Celta de Vigo 38 37
18. Leganés 38 36
19. Mallorca 38 33
20. Espanyol 38 25

Gelişmelerden Haberdar Olun

@