Bir ülkenin kaderi yalnızca ekonomisiyle ve siyasetiyle belirlenmez. O ülkenin geleceğini şekillendiren en büyük güç eğitimdir.
Bir ülkenin kaderi yalnızca ekonomisiyle ve siyasetiyle belirlenmez. O ülkenin geleceğini şekillendiren en büyük güç eğitimdir. Çünkü eğitim varsa gelişim vardır, üretim vardır ve kalkınma vardır.
Yıllarca süren eğitim, girilen sınavlar, verilen emekler… Ve sonunda beklenen o diploma.
Tebrikler! Şimdi sırada başka bir sınav var: İş bulabilmek.
Üstelik bu sınavın ne soruları belli ne de ne zaman biteceği.
Gençlerimizi Geleceğe Hazırlıyoruz Peki, Gelecek Gençlerimize Ne Kadar Hazır?
Bir zamanlar üniversite diploması, iş bulmak için en önemli avantajlardan biriydi. Şimdi ise çoğu iş başvurusunda yalnızca başlangıç şartı sayılıyor. Diplomanın yanında farklı beceriler ve elbette deneyim de bekleniyor.
Yeni mezun bir gençten deneyim isteniyor. İyi de bu genç deneyimi nerede kazanacak?
Çalışmak için deneyim, deneyim için iş gerekiyor. İlk fırsatı bulamayan birinden ilk deneyimini nasıl kazanmasını bekleyebiliriz?
Üstelik mesele sadece işe alınmak da değil.
Yıllarca hayalini kurduğu bölümde eğitim alan bir genç, mezun olduktan sonra kendi alanında iş bulamazsa geçimini sağlamak için başka mesleklere yönelebiliyor. Farklı alanlarda çalışmak elbette bir başarısızlık değil. Ancak insanın hayallerinden kendi isteğiyle vazgeçmesiyle ekonomik koşullar nedeniyle vazgeçmek zorunda kalması aynı şey mi?
İşte Diplomanın Değişen Değeri Burada Daha Açık Görülüyor
Diploma, yıllarca verilen emeğin ve alınan eğitimin bir karşılığı. Ancak iş bulmaya yetmediğinde gençlerin gözünde eski değerini kaybedebiliyor.
Üniversitelerden mezun vermek kadar, o mezunlara istihdam olanakları sunmak da önemli değil mi? Gençlerden sürekli kendilerini geliştirmelerini beklerken onlara yeterli iş fırsatı sunabiliyor muyuz?
Üniversite eğitimi yalnızca derslerden ve sınavlardan ibaret değil. Yıllarca karşılanan barınma, ulaşım ve geçim giderleri, yapılan fedakârlıklar…
Bütün bu emeğin sonunda gençlerin karşısına belirsizlik çıkması, üzerinde durulması gereken bir mesele.
Bugün birçok genç üniversite tercihi yaparken şu soruyla karşılaşıyor:
“O bölümü okursan ne olacak, iş bulabilecek misin?”
Yıllar önce üniversite tercihlerimi yaparken ben de bu soruyla defalarca karşılaştım.
Henüz eğitim hayatına başlamadan işsizlik ihtimalini düşünmek zorunda kalan bir gençlikten söz ediyoruz.
Geçim derdi, daha yolun başında hayallerin önüne geçiyor.
Elbette hiçbir diploma tek başına iş garantisi anlamına gelmez. Üniversitelerin görevi de yalnızca iş dünyasına çalışan yetiştirmek değildir. Eğitim; sorgulayan, araştıran, düşünen ve topluma katkı sağlayan bireyler yetiştirmenin de temelidir.
Ancak eğitimle iş hayatı arasındaki kopuklukları görmezden gelmememiz gerekiyor.
Üniversitelerde uygulamalı eğitim güçlendirilmeli, işverenler yeni mezunlara fırsat tanımalı. Eğitim politikaları belirlenirken gençlerin mezuniyet sonrasındaki yaşamı da hesaba katılmalı.
Bir ülkenin geleceği, yalnızca kaç diploma verdiğiyle değil, yetiştirdiği insanların bilgi ve emeğine ne kadar değer verdiğiyle de şekillenir.