“Yine aynı kişi.” Bu cümleyi en çok kadınlar kuruyor. İlişkiler değişiyor, isimler farklılaşıyor ama his tanıdık kalıyor.
Ekonomik zorluklar çoğu zaman sadece rakamlarla konuşulur. Oysa geçim derdi, insanın yalnızca cebini değil, zihnini de yorar.
Öfke çoğu kişinin dile getirmekten çekindiği bir duygu. Ama öfke bastırıldığında yok olmaz; sadece sessizleşir ve davranışlara sızar.
Günlük hayatta en sık karşılaştığımız ama en az fark ettiğimiz manipülasyonlardan biri de psikolojik borçlandırma.
Hayat tempo değiştirdikçe, ilişkiler de sessizliğin yeni biçimlerini üretiyor. “Ghosting” tam da bu sessizliğin en gürültülü hâli...
Günümüzün en görünmez ama en yorucu alışkanlığı, aşırı düşünme. Zihin, bir cümleyi defalarca çevirerek bizi aynı noktaya kilitleyebiliyor.
Artık ilişkiler tanışma anıyla değil, bildirim sesiyle başlıyor. Ancak dijital ilişkilerde en büyük yanılgı, karşımızdaki kişiyi ekran üzerinden değerlendirmek.
Bazı insanlar seninle dertleşmez, seni tüketir. Hep bir krizleri, hep bir mağduriyetleri vardır. Onlara “nasılsın” dediğinde bile senin enerjini alırlar...
Bir ilişki bazen bittiğinde değil, bitmediğinde yorar insanı. Söylenmemiş sözler, atılmamış adımlar, içte kalan yarım duygular… Hepsi birer görünmez yük olur...
Duygusal yeme, bedenin değil kalbin açlığıdır. Bedeni doyurmak kolaydır, ama duygularımızı fark etmek cesaret ister...
Sosyal medyada her gün yeni bir “linç” dalgasına tanık oluyoruz. Bir tuşla yapılan bu hızlı yargılamalar, aslında bireysel ve toplumsal psikolojimizin aynası.
Evlilik aşkı öldürür mü? sorusu yıllardır çiftlerin, arkadaş sohbetlerinin ve hatta danışanların gündeminde. Peki işin aslı ne?
Bu bağlantı sizi https://www.eskisehirhaber.com dışındaki bir siteye yönlendiriyor.