Yüksek ceza oranları yerine kamuda tasarrufa gidilmesi, toplumsal beklentilerin başında gelmektedir. Trafik yaptırımları, kamusal gelir kalemi olmamalı.
Bu konu belki bir asırlık kronik bir sorundur. Neden mi değişmiyor? Çünkü bu ülkede hiçbir siyasi partinin Siyasi Partiler Kanununu değiştirmek işine gelmiyor.
Bugün vatandaşın cevabını beklediği soru basittir: "Yönetim değişirse ertesi sabah Türkiye'yi kim, nasıl yönetecek?"
AHBAP ne demek? Haluk Levent’e geçmişte Hatay Büyükşehir Belediye Başkanlığını kim teklif etti? Devlet atını da itini de iyi tanır.
İşi iyi olan, tuzu kuru olanları; iktidarın sağladığı siyasi etkiyi kullanarak kendi çıkarlarını önceleyenleri saymıyorum.
Yıllardır bu konuyu zaman zaman gündeme getiriyorum. Ancak ne yazık ki kamuoyunda ve ilgili çevrelerde hak ettiği ölçüde tartışıldığını düşünmüyorum.
Eskişehir'in Çifteler ilçesinde yaşanan sel ve su baskınları birçok vatandaşın maddi zarara uğramasına, üreticilerin hayvan ve mal kaybı yaşamasına neden oldu.
Şimdi sormak lazım, liderinin 'kapımızdan giremez' dediği kibir abidelerini Eskişehir'de baş köşeye oturtanlar, bu vebalin altından nasıl kalkacaksınız?
CHP'nin üst akılları yalvardı, “Evde kapan var.” diye. Kendilerini uyaranlara fare muamelesi yaptılar. Evdeki sorunu farenin sorunu zannettiler.
Ben Kemal Bey'in geri döneceğine nereden kanaat getirmiştim? Ankara'da ofis tuttuğu gün. Daha erken yapabilirlerdi, muhtemelen toplumsal zemin hazırlanmamıştı.
Geçirmiş olduğum trafik kazası sonrası tefekkür etme ve kendimi gözden geçirme şansı buldum. Dostlarımın ne kadar kıymetli olduğunu çok daha iyi anladım.
Engelliler Haftası’nın empati günleri olarak anılmasını arzu ediyor, sesimizin daha gür ve net yankılanması adına engelsiz yarınlar diliyorum.
Bu bağlantı sizi https://www.eskisehirhaber.com dışındaki bir siteye yönlendiriyor.