Ülkece, salgın günlerinde yaptığımız mücadele ile dünyada öne çıkıyoruz, vatanını seven kişiler olarak hem ülkemizle hem de devletimizle gurur duyacak birçok veri yağıyor bizlere…
Hiç mi yanlış yapmıyoruz?
Olmaz mı bir dolu…
Gerek biz, salgından korunması gerekenler olarak yapıyoruz bazen yanlışları gerekse de devletimiz yapıyor.
Örnek mi, vereyim. “Maske satışı yasak” dedi Cumhurbaşkanımız, maskenin fahiş fiyatla satılmasını engellemiş olduk, ama şimdi maskeye ulaşamıyoruz. Millet ya kendisi dikiyor maskesini şimdi ya da dikilmişleri satın alıyor, ancak bu maskelerin de koruyuculuğu tartışılıyor. Bu arada devlet, dünyada belki ilk ve tek olarak, vatandaşına bedava maske dağıtıyor, ama maske satın alamayan vatandaş, bedava olan da gecikince başlıyor eleştiriye…
Güzelim, “bedava maske dağıtımı” gidiyor gümbürtüye…
Burada olduğu gibi, bir yanda devletin yaptığı güzel işler gümbürtüye gidiyor, diğer yanda AK Parti’nin bu süreçte elde edeceği ‘siyasi’ rant, yapılan bir dizi yanlış ile boşa düşürülüyor, bu arada muhalefetin yanlışlarını faş etme şansı yitiriliyor.
Anlatayım…
Adana’da belediye bir komediye imza atıyor. CHP Genel Başkanı’nın “1000 yataklı sahra hastanesi yaptık” diye duyurduğu iş, komediye dönüşüyor. Hastanenin, tıpkı kapalı pazar yeri gibi bir “fuar alanında” yapılan panellerle bölünmüş alana, yatak yerleştirme faaliyeti olduğu ortaya çıkıyor. Nereden baksan tutarsızlık, nereden baksan komedi!
Sonra İl Sağlık Müdürlüğü çıkıyor ve o “panayır” alanını mühürlüyor!
Niye, neden, nasıl?
Şimdi sorsak bin tane söz söylenir…
“Efendim yapılan hastane değil!”
Evet, tamam değil de o zaman neden mühürlüyorsun?
“Efendim protokol yapılmadı, ihtiyacımız yok, boşa masraf” falan filan…
Kimse de demiyor ki: “Kardeşim, yapılanın komedi olduğu belli. Toplum işin dalgasını geçti, mizahı satın aldı bile. Sen burayı asıl mühürleyince ‘hastane’ algısı oluşturdun. Yapılan yer hastane değil ki mühürlüyorsun…”
Efendim neymiş, “CHP buradan siyasi rant elde ediyor!”muş…
Yetkili kişi olsam, biri de bana bunu söylese döverim, cidden döverim!
Başka bir konu…
Belediyeler çıktı yardım kampanyası başlattı…
İçişleri Bakanlığı, “Her kafasına esen yardım kampanyası düzenleyemez. Bu durum sıkıntılı. Sonra yol olur, teröristlere yönelik bile yardım kampanyası düzenlenir” dedi ve bu kampanyaları durdurdu.
Biz de “Yav kardeşim, böyle günlerde bırak bunlarla uğraşmayı. Kampanyasında sıkıntı gördüklerini durdur. Bırak bu işi sıkıntısız yapanlar devam etsin” demedik, İçişleri Bakanlığının endişelerine hak verdik ve sustuk!
Haydaaaa…
Sonra, Türkiye’deki üç belediyenin aşevi hesaplarına da bloke geldi…
Kampanya buradan sürüyormuş efendim…
Ya siz demiyor musunuz, “Belediyeler tekil bağışları kabul edebilir, kampanya düzenleyemez” diye. Bırakın belediyeleri, insanlara “aşevi hesabımıza yardım yapın” diye çağrıda bulunsun…
Neyse, haydi, başka konuya gelelim…
İstanbul Büyükşehir Belediyesi bedava ekmek dağıtmak istiyor, önce durduruyorsun, sonra serbest bırakıyorsun.
Bu arada Ankara, İzmir, Aydın belediyeleri halka bedava ekmek dağıtıyor…
Öte tarafta Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin halka ekmek dağıtmasını durduruyorsun…
Ne oluyor?
Türkiye’nin neredeyse yüzde 50’si, “Belediyelerin halka bedava ekmek dağıtımı durduruldu” diye bağırmaya başlıyor. Sen, “Yav Türkiye değil, sadece Mersin” bile diyemez hale geliyorsun. Türkiye’nin diğer yüzde 50’sini konuşamaz hale büründürüyorsun.
Sonra Mersin Valisi, “Efendim, biz dağıtımların tek elden yapılmasını istemiştik. Belediye çalışanlarıyla birlikte koordineli olarak ekmekler dağıtılıyor” diyor, tınlayan yok haliyle…
Bu arada, Türkiye’deki neredeyse bütün belediyeler halka “Bedava” ekmek dağıtırken, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ekmek satmaya devam ediyor, insanların, “Kardeşim diğer belediyeler bedava dağıtırken sen hale neden parayla satıyorsun” deme hakkını elinden almış da oluyorsun!
Bir Cuma gecesi İçişleri Bakanı istifa ediyor, üç milyon destek tweet’i atılıyor…
Tam bir hafta sonra, aynı saatlerde biri çıkıyor, “Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan fotoğrafları yayımlayarak ‘tt’ çalışması yapacağız. Milyonlarca tweet bekliyoruz” diyor, sonra twiter âlemi komik bir çalışmaya sahne oluyor…
Ne yani, koskoca Recep Tayyip Erdoğan ile kendisinin ön plana çıkardığı Süleyman Soylu rakip mi!
Biri de çıkıp “Erdoğan ile Soylu’yu mu yarıştırıyorsunuz şaşkalozlar” demiyor…
Amaann neyse…
Türkiye şu anda neredeyse bütün “gelişmiş” ülkelerin imrendiği bir süreç yaşıyor…
Salgın ile mücadelede ileride kitap yazılacak, dünyadaki yerimizi değiştirecek işlere imza atıyoruz…
Bu süreç yaşanırken…
Yav arkadaşlar, bırakın belediyeler para toplasın, halka dağıtsın…
Bırakın bir belediye “hastane yapıyorum” diyerek kendisini rezil etsin, fıkralara konu olsun…
Bırakın birileri “bedava ekmek dağıtıyorum” diyorsa dağıtsın…
Bunlarla uğraşırken neleri kaçırdığınızı, neleri ıskaladığınızı görmüyorsunuz…
Tıpkı, “Erdoğan fotoğrafı yayımlayalım” derken, kimle, kimi yarıştırdığınızı göremediğiniz gibi!..