Bugün sormamız gereken can yakıcı soru şudur: Eskişehir’in en kıymetli, yeni imara açılan veya açılacak bölgeleri neden hep aynı 10-15 ismin etrafında dönüyor?

Eskişehir, son yirmi yılda şehircilik anlamında büyük bir dönüşüm yaşadı. Porsuk Çayı’nın ıslahından parklara, müzelerden tramvay hatlarına kadar "marka şehir" imajı başarıyla inşa edildi. Ancak bu parıltılı vitrinin arkasında, kentin geleceğini ipotek altına alan, sessiz sedasız yürütülen bir "parselasyon" savaşı var. Bugün sormamız gereken can yakıcı soru şudur: Eskişehir’in en kıymetli, yeni imara açılan veya açılacak bölgeleri neden hep aynı 10-15 ismin etrafında dönüyor?

​Bir Avuç Azınlığın "İçeriden Bilgi" Saltanatı

​Şehrin genişleme akslarını incelediğimizde -steril Batıkent uzantıları, yeni gelişen Aşağı Söğütönü hattı veya Karapınar’ın kaderine terk edilmiş yamaçları- karşımıza hep aynı tablo çıkıyor. Bir bölge henüz tarla vasfındayken, imar planları meclislerden geçmeden çok önce, birileri oraya "çöküyor".

​Vatandaşın haberi bile yokken, geleceğin rant merkezleri sessizce el değiştiriyor. Bu durum sadece bir ticaret başarısı değil, açık bir bilgi asimetrisi ve etik sorunudur. Neden bu stratejik noktalar, geniş halk kitlelerine paylaştırılmak yerine kapalı kapılar ardında, dar bir zümrenin sermaye birikimine hizmet ediyor?

​Vatandaş Neden Bu Denklemin Dışında?

​Normal şartlarda yerel yönetimlerin ve sivil toplum kuruluşlarının görevi, kentin gelişimini tabana yaymaktır. Ancak görüyoruz ki, dar gelirli vatandaşın veya orta halli bir memurun bu pastadan pay almasına kimse öncülük etmiyor.

​Bilgi Şeffaflığı Eksikliği: Planlanan imar değişiklikleri askıya çıkmadan çok önce fısıltı gazetesiyle "belli çevrelere" ulaşıyor.

​Kooperatifçiliğin İflası: Geçmişte orta sınıfın ev sahibi olmasını sağlayan kooperatifçilik ruhu, bugün yerini devasa inşaat firmalarının "lüks konut" projelerine bıraktı.

​Arsa Spekülasyonu: Vatandaş, tarlasını üç kuruşa bu "10 kişiden birine" satarken, üç yıl sonra aynı yerin milyonluk imarlı parsellere dönüştüğünü sadece izlemekle yetiniyor.

​Amacımız Sömürü Düzenine "Dur" Demek!

​Eskişehir halkı, kendi şehrinin büyümesinden faydalanmak yerine, o büyümenin faturasını yüksek kiralar ve fahiş konut fiyatlarıyla ödüyor. Bu bir kader değil, bir tercihtir.

​Eğer biz bugün bu "rant çarkına" çomak sokmazsak, çocuklarımız kendi doğdukları şehirde kiracı olmaktan öteye gidemeyecekler. Vatandaşlarımızın daha fazla sömürülmesini engellemek için; imar planlarının halka açık, şeffaf ve manipülasyona kapalı şekilde yürütülmesi şarttır.

​Peki, kim öncülük edecek? Yerel yönetimler mi, yoksa vicdan sahibi sivil inisiyatifler mi? Bizim amacımız net: Şehrin rantı, bir avuç seçkinin banka hesaplarına değil; bu şehrin tozunu yutan, kahrını çeken vatandaşın cebine girmelidir.

​Eskişehir, 10 kişiden büyüktür. Bu düzeni değiştirmek, sadece bir ekonomik talep değil, bir haysiyet meselesidir.