CHP'nin üst akılları yalvardı, “Evde kapan var.” diye. Kendilerini uyaranlara fare muamelesi yaptılar. Evdeki sorunu farenin sorunu zannettiler.

Minik bir fare varmış. Bir çiftlik evinde yaşıyormuş. Bir gün duvardaki çatlaktan mutfağa bakarken çiftçiyle eşinin bir paket açtığını görmüş. Kendi kendine sevinmiş minik fare. “Sana ben akşama ziyafet çekeceğim, kim bilir paketin içinde ne güzel yiyecekler vardır.” demiş. Ama çiftçi ile eşi o ambalajlı paketi bir yırtmışlar ki paketten çıka çıka kapan çıkmış. Kapan! Eyvah!

Farecik telaşla bahçeye fırlamış hemen. İlk gördüğü tavuğa korkuyla seslenmiş, demiş ki: “Evde kapan var.” Tavuk omzunu silkmiş. “Bana ne birader.” demiş. “O senin sorunun.” demiş. “Benim kapan diye bir derdim yok kardeşim. Ben bahçede yaşıyorum. Üstelik seni benim kümese alırsam sorun yaşarım. Başka kapıya.” demiş.

Fare anlamış ki bu tavuk kafalıdan fayda yok. Panikle ağıla koşturmuş. İlk gördüğü koyuna yalvarmış, demiş ki: “Evde kapan var.” Koyun hiç üstüne alınmamış. “Kapan benim sorunum değil, senin sorunun.” demiş. “Seni şimdi benim ağıla da alamam. Elalemin derdiyle ben kendi huzurumu kaçıramam. Hiç öyle bağırıp çağırma.” demiş.

Farecik son çare ahıra dalmış ahıra. Adeta çırpınmış. “Evde kapan var, evde kapan var.” demiş. İnek her zaman olduğu gibi bön bön bakmış. Kafasını öbür tarafa çevirmiş. Cevap vermeye bile tenezzül etmediği gibi, farenin söylediklerini duymamak için dönmüş, böyle kıçını yalağa doğru yürümüş. İnekler böyledir.

Farecik tek başına kalakalmış. Yapayalnız. Hayatında ilk defa çaresizlik hissetmiş. Ne yapsın, bükmüş boynunu. Kurda kuşa yem olmamak için mecburen evin yolunu tutmuş. Yüreği ağzında tabii. Olabilecekleri tahmin ediyor. Neredeyse nefes bile almadan duvardaki o daracık çatlağa girmiş, sığınmış.

Akşam olmuş. Minik fare tam uykuya dalıyormuş ki bir ses, o feci sesi duymuş. Önce böyle bir ölüm sessizliği olmuş, ardından bir çığlık kopmuş. “Hayırdır inşallah.” demiş bizim farecik. Zıplamış hemen yerinden, bakmış mutfağa. Bir de ne görsün; sinsi sinsi mutfağa bir yılan süzülmüş ve kuyruğunu da kapana kaptırmış, iyi mi? Bununla kalmamış, çiftçi uyku sersemi hâliyle kapana uzanınca da çiftçiyi elinden sokuvermiş yılan.

Kafayı minik fareye takan, minik fareyi yakalamak için kapan satın alan çiftçi, evdeki yılana çıyana hiç önlem almamış. Önlem almadığını, kendisine yönelik asıl tehdidin onlardan geleceğini hiç hesap etmediğini düşünmüş o saniyede ama artık çok geçtir. Yılan sokmuş.

Çiftçinin eşi de feryatlara uyanmış. Gece yarısı apar topar doktora gitmişler. Yılanın soktuğu yeri sarıp sarmalatıp eve dönmüşler ama çiftçinin bünyesi tabii yılan zehiriyle allak bullak olmuş.

Çiftçinin ateşi 40 derece, yanıyor. E tabii hastaya çorba iyi gelir. Çiftçinin eşi kapmış bıçağı, tavuk suyu çorba yapmak için tavuğu kesmiş. Ertesi gün komşunun haberi olmuş, geçmiş olsuna gelmişler. Kadın gene kapmış bıçağı, yatırmış koyunu; pilav üstü tandır yapmış. Ateş 40-42 derece falan derken çiftçi sizlere ömür, vefat etmiş.

Hadi bakalım, bu sefer bütün köy doluşmuş cenaze evine. Bu kadar insan olunca ikramın büyüğü ister. Kadın gene kapmış bıçağı, ahıra girmiş. Bu sefer inek de sizlere ömür. Mevlit falan bittikten sonra evli evine, köylü köyüne dönmüş.

Kadıncağız tası tarağı toplamış, çocukların yanına dönmüş. Ocak sönmüş. İnsansız kalan ev kısa sürede harabeye dönmüş. Kümes, ağıl mezbele olmuş, ahır ise çökmüş.

Şimdi diyeceksiniz ki minik fareye ne olmuş? “Kardeşim,” demiş minik fare, “size o kadar yalvardık, evde kapan var. Ya Allah aşkına duyarsız kalmayın, evde kapan var. Anlatamadık, dinletemedik. İş işten geçtikten sonra, herkesin hayatı kaydıktan sonra evin ocağın hâlini düşüneceğinize şimdi benim hâlimi merak etmeniz çok enteresan. Aklı başında herkes haykırdı: Evde kapan var. Evin içinde var. Ama bulutların üzerinde dolaşan sayın yöneticilere tabanın sesini dinletemediler.”

Evdeki Sorunu Farenin Sorunu Zannettiler

CHP'nin üst akılları yalvardı, “Evde kapan var.” diye. Kendilerini uyaranlara fare muamelesi yaptılar. Evdeki sorunu farenin sorunu zannettiler. Şimdi görüyor herkes sorunun aslında kimin sorunu olduğunu. Daha düne kadar Bay Kemal’i öven aynı isimler şimdi ağza alınmayacak hakaretler ediyorsa, bu aynı isimler bir süre sonra Özgür Özel’e de aynı tepkiyi gösterecekler.

“Rüzgâr böyle eser, balta da böyle keserse vay bu CHP seçmeninin hâline!”

Bu süreçte kim zararlı, kim kârlı çıktı? Kimler kimlerle beraberdi? Kime yaradı? Deve kuşu misali her şey kabak gibi ortada değil mi?